YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21759
KARAR NO : 2022/102
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 20/10/2020 tarih ve 2020/2772 E-2020/5850 K. sayılı bozma ilamında” mahkeme hükmün tefhim edildiği kısa kararda, davacıların davalı …Ş.’ye açtıkları maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar vermiş ve yine Hükmün gerekçesinde “Davalı …Ş.’nin işleten sıfatının bulunmadığı dikkate alınarak davalı …Ş. yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.” ifadeleri kullanılmıştır. Ancak hükmün 3. fıkrasında gerekçe ve kısa karar ile çelişki oluşturacak ve yine hüküm cümlelerinin de kendi içinde çelişkili olacak şekilde “Davacı … yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’den 10/06/2009 tarihinden itibaren davalı …Ş şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının davalı … Tic. A.Ş’ye yönelik maddi manevi tazminat talebinin reddine” ifadelerinin kullanılmasının doğru olmadığı, gerekçe ile hüküm ve kısa karar ile hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerektiği”belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yagılama sonucunda Davacı … yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 66.889,92 TL maddi tazminatın davalı …’den 10/06/2009 tarihinde, davalı … şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’den 10/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının davalı …
Otomotiv Tic. A.Ş’ye yönelik maddi manevi tazminat talebinin reddine, davacı … yönünden davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının kar kaybına ilişkin talebinin reddine, 465,00 TL tedavi giderinin davalı …’den 10/06/2009 tarihinden itibaren davalı … şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’den 10/06/2009 tarihinden itibaren davalı …Ş şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,davacının davalı … Tic. A.Ş’ye yönelik maddi manevi tazminat talebinin reddine, davacı … yönünden davanın kısmen reddi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’den 10/06/2009 tarihinden itibaren davalı …Ş şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının davalı … Tic. A.Ş’ye yönelik maddi manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin yeniden inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre; davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklı cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 09/09/2014 tarih ve 2009/351 E-2014/710 K. sayılı ilk kararda davacı … lehine hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalı …, … ve davalı İMM Sigortacısı Allianz Sigorta AŞ’den tahsiline karar verilmiş, kararın davalılar … ve … Otomotiv Ticaret AŞ vekilleri tarafından temyizi üzerine, (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/24888-2017/6115 sayılı ilamı ile bu davalılar yönünden farklı sebeblerle bozulmuştur. Davacı … lehine hükmedilen manevi tazminat bakımından davalı … ilk kararı temyiz etmemiştir. Bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz. Yalnızca bozulan kısımlar hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekir.
Bununla birlikte; esasen bir davalının diğer davalı lehine verilmiş olan hükmü, o davalı aleyhine temyiz etme hakkı yok ise de; kazada zarar gören davacıya karşı tüm davalılar, farklı hukuki nedenlerle zarardan müteselsilen sorumlu olup aralarındaki münasebet de ihtiyari dava arkadaşlığıdır. Müteselsil borçluluk, niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup, borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde, bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçlularında alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan
kurtulmalarının (BK 145/1 md.) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir. (BK 146/1md.) Bu şekilde belirlenen hak, o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK 146/1md) halefiyete de yer vermiştir. Açıklanan maddi hukuk hükümleri usul hukukunda dava olarak tezahür etmektedir. Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle hükmü temyiz etmeyenler hakkında lehe ya da aleyhe verilen kararın kesinleştiği düşünülebilirse de, kesinleşme sorumluluk davasına ilişkin olup, ardından görülecek rücu davası yönünden, yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Bu durumda davalı …’nin diğer davalı …Ş. hakkındaki hükmü temyizde hukuki yararı bulunduğu aşikardır.
Açıklanan bu durum karşısında temyiz incelmesine konu mahkemenin 2021/1E-2021/135K sayılı kararında usulü kazanılmış haklara aykırı olarak davacı … lehine hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın sadece davalı …’den alınmasına karar verilmesi, davalı … Şirketi’nin de sorumlu olduğu ve kararın bu davalı yönünden kesinleştiğinin gözetilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir
Kabule göre de; davacı … 1.000,00 TL kar kaybı ve 1.000,00 TL haricen yapılan tedavi-ulaşım giderine ilişkin tazminatın da kendisine ödenmesini dava etmiştir. Mahkemece bu davacının 1.000,00 TL kar kaybına ilişkin talebinin reddine, 1.000,00 TL tedavi-ulaşım gideri talebinin ise 465,00 TL yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup davacı …’nin reddedilen 1.565,00 TL talebi yönünden temyiz eden davalı … lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 11/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.