Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/926 E. 2012/31822 K. 14.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/926
KARAR NO : 2012/31822
KARAR TARİHİ : 14.03.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından yasal süresinde 25.04.2011 tarihinde temyiz edildiği halde sanığın aynı tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından, dosyanın sanık … açısından incelenmeksizin mahalline iadesine,
2-Sanık … hakkında Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanık …’ın internette tanıştığı tanık …’den oğlu …’nin işe girmeye çalıştığını öğrenip yardımcı olacağından bahisle, şikayetçi…’in kimlik numarası ve telefonunu aldıktan sona…’i arayıp MİT personeli olduğunu kendisini işe almak için araştırdıklarını belirtip kandırdığı, şikayetçi …’yi de oğlu…’i işe alacaklarına dair aynı hileli sözleri söyleyip kandırarak önce işlemler için gerektiğini söyleyerek 700TL göndermelerini sağladığı, amirini onlara getireceğini işe alma karşılığında amirine laptop hediye almalarını söyleyerek diğer sanık …’ı amiri olarak şikayetçilerin evine götürüp birlikte laptopu aldıktan sonra ayrıldıkları, birkaç gün arayla arayıp…’e heyet raporu almak gibi çeşitli bahanelerle farklı zamanlarda laptop dahil toplam 1200TL aldığı anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, …’yi işe aldıracağına dair hileli söz ve davranışlarını … ve oğlu …’ye ayrı ayrı ve birlikte bulundukları sırada yöneltmiş ise de elde edilen haksız menfaatin tek malvarlığı zararına gerçekleşmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyen tek suç oluşturduğu belirlenerek, sanığın adı geçen şikayetçileri arayıp, evlerine gelerek; “işlemler için para gerekli olduğu, amirine laptop hediyesi gerektiği” gibi çeşitli bahaneler ile elden ya da banka havalesi ile farklı zamanlarda menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın, 5237 sayılı TCK’nun 43/1 maddesi kapsamında farklı zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla, kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ettiği belirlenmiş ise de, 5237 sayılı TCK’nun 43/1 ve 43/2 maddelerinin aynı artırımı öngörüp aynı kanunun 43/2 maddesi ile artırım yapılması sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık … ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.