YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/566
KARAR NO : 2021/16324
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kazalı sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla 1000,00-TL maddi, 80.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25/05/2018 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 165.782,47-TL’ ye çıkarmıştır.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Maddi tazminat davası yönünden;
Davanın kabulüne, … TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan … dan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Manevi tazminat davası yönünden;
Davanın kısmen kabulüne,
…TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan … dan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bu alacaktan fazla isteğin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kusuru neticesi meydana gelen iş kazasında müvekkil şirkete % 75 oranında kusur izafe edilmesinin, iş müfettişi raporundaki kusura neden itibar edilmediğinin açıklanmamasının, tazminat hesabına esas ücretin tespitinde davacının imzalarını içeren bordrolara itibar edilmemesinin ve maluliyetin tespitine ilişkin raporun tarafımıza tebliğ edilmemesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, sigortalının iş kazası sonrası sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalı işveren … Enerji Elektrik Üretimi ve Madencilik A.Ş. ne ait kömür madeni ocağında yeraltı yedek maden kazma işçisi olarak çalışmakta olan davacı sigortalı … ‘in … günü … D2 panosunda emniyet sarması arkasındaki stim hortumunun alınması sırasında tavandan düşen kömür parçasının kalça ve bacağına gelmesi sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır. … Kurumu raporunda meydana gelen olayın iş kazası olduğunun, sigortalının tehlikeli davranışta bulunduğunu, emirlere uymadığını ve bu nedenle olayda %60 oranında kusurlu olduğunun, işverenin olaydan bir önceki vardiyada öne çekilmesi gerekli stim hortumunun bir kısmının zamanında öne alınmayarak, bazı noktalarda arına göre geride, emniyet sarmasının arkasında tehlikeli bölgede kalmış olduğunu, bu durumun işveren veya yetkililerce gözetlenip denetlenmediğini bu nedenle olayda %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, … Kurumu tarafından davalı işveren aleyhine açılan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/81 E. sayılı rücuen tazminat dosyasında alınan kusur raporunda davalı işverenin olayın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, kazalının ise %60 kusurlu olduğunun tespit edildiği, işbu davada mahkemece farklı heyetlerden aldırılan 02/07/2017 ve 28/10/2017 tarihli kusur bilirkişi raporlarında, olayın meydana gelmesinde kazalının % 25 oranında, davalı işverenin % 75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkeme bu raporlara itibar edilerek hükme esas alındığı, ancak bahse konu raporlarda olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı, mahkemenin de bu raporlar ile yetinerek karar verdiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir.
İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
Bu açıklamadan olarak şüphesiz ki tarafların kusur durumu irdelenirken konusunda ehil bilirkişilere olayı inceletmek kadar olaya neden olan tüm saiklerin bir bütün olarak ele alınması ve bu kapsamda da taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirilerek kusurun aidiyeti ve oranına dair raporun oluşa uygun olup olmadığının tespiti gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen eksiklikler tamamlanarak, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, yukarıdaki raporları düzenleyen heyetlerden farklı olarak, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını – tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek ( özellikle davacı tarafın istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığının) bir karar vermekten ibarettir.
2-Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Somut olayda davacı sigortalının 27/10/2009 tarihli iş kazası neticesinde… Kurumu Başkanlığı … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarih ve 12302 sayılı raporuna göre sürekli iş göremezlik oranının %34 olarak tespit edildiği, bu raporun taraflara tebliği sağlanmadığı gibi duruşmada da süreklik iş göremezlik oranının taraflara okunmadığı ve davalı vekilinin aşamalarda rapora itiraz ettiğinin anlaşılması karşısında yukarıda açıklandığı şekilde SGK Yüksek Sağlık Kurulundan, çelişki olması halinde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ve gereği halinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle sürekli iş göremezlik oranın kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı işveren aleyhine açılan …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/81E. sayılı rücuen tazminat dosyasında kazalı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %34 olduğunun kesinleşip kesinleşmediğini tespit etmek, kesinleşmiş ise bu oranı dikkate almak, ancak kesinleşmemişse davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranını yukarıda açıklanan usule göre kesinleştirmek, kesinleşecek bu sürekli iş göremezlik oranını dikkate alarak, sonucuna göre dosyada kabul edilen %34 oranından daha az miktarda bir sürekli iş göremezlik oranı tespiti halinde, bu oranı mahkemece hükme esas alınan ve davacının temyiz itirazı olmadığı için temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış hakkın dayanağını oluşturan 06/04/2018 tarihli hesap raporuna uygulamak, iş bu raporda esas alınan bilinen (işlemiş) devre tarihini ileri çekmemek, kesinleşen bu sürekli iş göremezlik oranından bağlanacak gelirin rucuya kabil kısmını da bu raporda hesap edilecek tazminattan tenzil etmek suretiyle davalının sorumlu olduğu maddi tazminatı belirlemek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.