Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18317 E. 2013/1441 K. 29.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18317
KARAR NO : 2013/1441
KARAR TARİHİ : 29.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un, dedesi olan diğer sanık adına tapuya kayıtlı bulunan yaklaşık 35 dönüm taşınmazı dedesinin rızasıyla satmak için müşteri aradığı, katılanın taşınmazı satın almak istediğini belirttiği, sanık …’nin katılanla anlaşarak 20.000 TL kaparo aldığı, tarafların kendi aralarında adi bir protokol yaptıkları, protokole göre, paranın tamamının bir buçuk ay içinde verileceği, daha sonra tapuda devir işlemlerinin yapılacağının belirtildiği, ayrıca bu sanığın, katılana yapılan ödeme nedeniyle de senet tanzim edip verdiği, sanığın durumu dedesi diğer sanığa bildirdiği, sanık …’un, taşınmazı satmayacağını, torununa vekaletname vermeyeceğini belirttiği, katılana göre, önce 2.000 TL kaparo verdiğini, sanık …’nin daha sonra dedesinin acilen hastalanması nedeniyle paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılandan biraz daha para istediği, katılanın da aracını ucuza satıp, serasını da ucuza kiralayarak kaporayla birlikte toplam 62.000 TL parayı taşınmaza mahsuben sanık …’ye verdiğini belirttiği, bu sanığın da, dedesinin vekaletname vermemesi ve cayması nedeniyle taşınmazı devredemediğini, senet ve protokolün verilmesi halinde parayı verebileceğini belirttiği, böylece sanık …’nin başkasına ait taşınmaz için vekaletname alacağını söyleyerek, sanık …’in de taşınmazı satmaktan vazgeçerek, taşınmazın devrinin katılana yapılamadığı, böylece, sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 09/01/2013 tarihinde öldüğünün UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince sanık … hakkında açılan kamu davasının ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, olayda hilenin bulunmadığı ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 29/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.