Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15988 E. 2021/5709 K. 29.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15988
KARAR NO : 2021/5709
KARAR TARİHİ : 29.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki 07/02/2020 tarihli dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının kısmen kabulüne dair verilen 19/09/2020 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, 27/06/2014 tarihinde davalının sigortacısı olduğu araç ile davacıların oğulları…’in yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazada…’in hayatını kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik … için 3.000,00 TL ve … için 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dava değerini 08.04.2020 tarihli dilekçe ile … için 75.424,61TL ve … için 62.513,07 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; başvurunun reddini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının talebinin kabulü ile … için 75.424,61 TL ve … için 62.513,09 TL destek tazminatının 23/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından tahsiline karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine davalı vekilinin yaptığı itirazın kısmen kabulü ile bu doğrultuda, hükümdeki faiz başlangıç tarihi “23/01/2015 tarihinden” ibaresinin karardan çıkarılması ile yerine “20/01/2020 tarihinden” ibaresinin eklenmesi sureti ile kararın düzeltilmesine, kararın diğer bölümlerinin aynen icrasına karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde olmayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar destek…’in vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte olup, kaza tarihinde destek bekar ve 26 yaşındadır.
Hükme esas alınan 31/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda anne ve baba için kaza tarihinden annenin destek sonu tarihine kadar 1/4’er, anne destekten çıktıktan sonra ise baba için destek sonu tarihine kadar 1/3 oranında pay verilerek hesaplama yapılmıştır.
Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14’er pay verilmesi, daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının hesabı yapılması böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır.
Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın temerrüt tarihinde sınırlı olarak temyiz edildiği dikkate alınarak, usuli kazanılmış haklar gözetilerek (31/03/2020 tarihli hesap raporu verileri kullanılarak), Dairemizin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle davacıların hak kazanacağı muhtemel tazminat tutarının hesaplanması konusunda aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, destek paylarının hatalı belirlendiği rapordaki hesaplamanın kabulü doğru görülmemiştir.
3-Uyuşmazlık Hakem Heyetince ve İtiraz Hakem Heyetince dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davacılara yapılmış rücuya tabi ödeme olup olmadığının araştırılması yapılmadan karar verilmiştir.
Bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kaza sonucu gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı; davacıya bağlanan rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu, rücu için dava açılıp açılmadığı hususlarının araştırılması; sonucuna göre, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
4-Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasında vekalet ücretine ilişkin düzenleme getirilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 17. maddesi, 2. fıkrasında da, vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi, İtiraz hakem heyetince davalı tarafın bu yöndeki itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5-Davacılar vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; 2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Dosyanın incelenmesinde; davacılar vekilinin dava ve ıslah dilekçelerinde talep ettiği bakiye tazminatlar bakımından, davalıdan başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte talepte bulunmuştur. Uyuşmazlık hakem heyetince bakiye tazminat alacakları için temerrüt faizi işletilmeye başlatılacak olan tarihin, ilk ödemenin yapıldığı tarih olan 23.01.2015 olduğu kabulü ile tazminata hükmedilmişse de, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik itirazı üzerine ise İtiraz Hakem Heyetince bakiye tazminat için 10.01.2020 tarihinde çektiği ihtarla ödeme talebinde bulunduğundan 20.01.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar verilmiştir.
Şu halde; hakem heyetince yukarıda bahsi geçen yasal düzenleme ve davacılar vekilinin talepleri de dikkate alındığında, dava konusu edilen bakiye tazminat bakımından sigorta şirketinin temerrüte düşürüldüğü ilk ödeme tarihi 23.01.2015 tarihinden itibaren faizi ile birlikte hüküm kurulması gerekirken, davacıların aleyhine olacak şekilde faize hükmedilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı benttlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalıya geri verilmesine 29/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.