YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3695
KARAR NO : 2021/7026
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı ve davacı vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 16/01/2018 tarih ve 2018/İHK-295 sayılı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı vekili ; 07/06/2016 tarihinde davacının desteği …’ın sürücüsü olduğu… plaka sayılı motosiklet ile davalının … sigortacısı olduğu, … plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının desteği babası …’ın yaşamını yitirdiğini ve davacının destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.100,00 TL ( ıslah ile 64.222,02TL) destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … şirketi vekili; olay nedeniyle daha önce ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından;başvurunun kısmen kabulü ile 24.744,12TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvurana ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davalı ve davacı taraf vekilleri karara itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyetince taraf vekillerinin İtirazlarının kısmen kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına yerine yeniden karar verilmesine buna göre başvurunun kısmen kabulü ile 47.470,00TL nin 14/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun klama tazminat talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe
bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Kaza tespit tutanağına göre, 4 şeritli karayolunun sağ şeridinde önde … idaresindeki … plakalı kamyon (Davalı … Şirketine sigortalı), arkasında bir şeritte yan yana … ve …(destek … idaresinde)plakalı motorsikletlerin bulunduğu onların arkasında da … plakalı (sürücü … )yönetimindeki kamyonun bulunduğu, olay yerine geldiklerinde … plakalı kamyonetin, önündeki motorsikletlere çarparak … plakalı motorsikleti yol dışına sağa doğru savurduğu, …(destek … sürücü) plakalı motorsikleti öndeki kamyon ile kendi arasına sıkıştırdığı ve davacıların desteği …’ın vefat ettiği anlaşılmıştır.
Ceza yargılaması sırasında alınan 20/06/2017 tarihli İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Adli Tıp Kurumu Kusur raporunda sürücü …’ın asli kusurlu olduğu, sürücü …’ın kusursuz olduğu, müteveffa sürücü …’ın kusursuz olduğu rapor edilmiş ,Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/856E-2020/1118K sayılı ilamı ile ATK raporu göz önüne alınarak sanık …’un yaşanan olayda atfı kabil kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine, sanık …’ın ise asli kusurlu olması sebebiyle cezalandırılmasına karar verilmiş, işbu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 10/06/2021tarih ve 2021/294E-2021/2105K sayılı başvurunun esastan reddi kararı ile kesinleşmiştir.
Uyuşmalık Hakem Heyetince davalıya sigortalı aracın %50 kusurlu olduğu kabul edilerek başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiş davacı ve davalı vekilleri karara itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti, ceza dava dosyasında alınan ATK kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, rapora göre sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu kabul ederek %100 kusur üzerinden yapılan hesaplama ile itirazların kısmen kabulü ile UHH kararını kaldırarak başvurunun kısmen kabulü ile davacı yararına 47.470,00TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmetmiştir. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Eldeki dosyanın davalısı … Sigorta AŞ kazaya karışan … plakalı kamyonun (Sürücü …)Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısıdır. Adli Tıp raporunda … plakalı araç sürücüsü … kusursuz bulunmuş ve Ceza Mahkemesince işbu ATK raporu hükme esas alınarak … ‘ın beraatine karar verilmiş ve karar İstinaf incelmesinden geçerek kesinleşmiştir. İtiraz Hakem Heyetince Ceza dava dosyasındaki ATK raporunun hükme esas alındığı belirtilmiş olmasına rağmen tüm bu belirlemelerin aksine olacak şekilde davalı şirkete sigortalı aracın %100 kusurlu olduğu kabul edilerek başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Bu haliyle de hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle, İtiraz Hakem Heyetince yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK’nın 297 ve
298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe-hüküm çelişkisi içerecek şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre; 818 Sayılı BK’nun 53.maddesi (6098 Sayılı TBK’nun 74.maddesi) gereğince hukuk hakimi ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlıdır.Kazaya karışan araç sürücülerinin soruşturma dosyası ve Ceza dava dosyasındaki beyanlarında,sürücü … , seyir halinde iken arabanın birden stop ettiğini, bunun sebebinin yakıt pompasına herhangi bir pislik kaçması olduğunu, düzeltmek için arabanın motor bölümündeki pompa ile pompalama yapılarak pisliğin çıkarılacağını ve arabanın çalışmaya devam edeceğini , olay yerine geldiğinde hafif yokuş olan köprünün altına doğru inen yolda arabanın bu sebeple stop ettiğini, aracından indiğini , arkasına baktığında herhangi bir araç görmediğini ve derhal aracın ön kaputunu açarak pompalama işlemini yaptığı sırada aradan 1 ya da 2 dakika geçmeden kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir.Arkadan gelerek motorsikletlere çarpan diğer sürücü … ise ,yolun en sağ şeriden 50-60km hızla seyir halinde olduğunu duran kamyonu ve onun arkasında duran 2 motorsikleti gördüğünü beyan etmesi karşısında ; Ceza dosyasında hükme esas alınan ATK raporuna göre , motorsikletlerin kamyona çarpmadan durur vaziyette oldukları sırada ,sürücü …’ın hızını yol şartlarına göre ayarlaması halinde olayı önleyebilme imkanının bulunduğu, bu haliyle kazaya karışan araç sürücüleri … ve …’ın kusur değerlendirmesine ilişkin olarak Ceza mahkemesinde maddi olgu belirlemesinin yapıldığı ve kazanın oluşumunda …’ın kusursuz olması nedeni ile beraatine diğer kamyon sürücüsü …’ın ise tam kusurlu bulunması nedeni ile cezalandırılmalarına karar verildiği anılan kararın İstinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle İtiraz hakem heyetince ceza mahkemesinde tespit edilen maddi olguya aykırı olarak davalıya sigortalı … plakalı(sürücü …)aracın %100 kusurlu olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.