YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12484
KARAR NO : 2013/1600
KARAR TARİHİ : 30.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, 6136 Sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda;sanığın müşteki …’ın işyerine giderek veresiye alkol istediği,müştekinin kabul etmeyerek uzaklaşmasını istediği,bunun üzerine müştekinin işyerine taş attığı ancak atmış olduğu taşın diğer müşteki …’ya ait işyerinin camını kırarak zarar verdiği,ihbar üzerine polisler tarafından yakalanan sanığın üst aramasında adli emanette kayıtlı bıçağın ele geçirildiği anlaşılmakla sanığın mala zarar verme VE 6136 sayılı kanunun 15/4 maddesine muhalefet suçlarını işlediği yönündeki mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiş hedefteki sapmanın olası kast kapsamında değerlendirelemeyeceği gözetilmeden mala zarar verme suçundan dolayı ceza indirimi yapılması aleyhe temyiz konusu yapılmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK.nun 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki düzenlemenin, “…belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma…”yı öngördüğü, yasada geçen “etkinlik” kavramının ise, “…insanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylem-çalışma, … yapma, işlerlik ve devinimi ” ifade ettiği, bu fıkraya göre belirli yerler ve etkinlikler; sanığın suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasında çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan yada sanığın yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinliklerdir. Bu bağlamda sanık hakkında hükmedilecek seçenek yaptırımın infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, sanığın yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, sanığın sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak niteliğinde olması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCKnun 50/1-d maddesi uyarınca “sanığın 1 ay 20 gün ve 12 gün sürelerle “dernek yönetim kurulu üyeliğinde görev almasının yasaklanması ” yaptırımına çevrilmesi,
Kabule göre;
Sanığın,müştekinin katılmadığı 02.11.2010 tarihli celsede müştekinin zararını karşıladığına yönelik savunma yapması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından müştekiden, sanık tarafından kendisine ödeme yapılıp yapılmadığı sorularak,ödeme varsa, sanığın etkin pişmanlık gösterip göstermediğinin de değerlendirilip sonucuna göre, sanık hakkında 5377 sayılı Kanun ile değişik 5237 Sayılı TCK’nın 168 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.