YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12941
KARAR NO : 2012/36319
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’ nun 157. maddesi gereğince hapis cezası yanında adli para cezası da öngörüldüğü halde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde müştekilere bir arkadaşının cep telefonu alım satım işi yaptığını, isterlerse cep telefonlarını sıfır telefonlarla değiştirebileceğini söyleyerek müştekilerden cep telefonlarını ve bir miktar paralarını aldığı ve bir daha ortada görülmediği şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine,incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın dolandırıcılık suçunu müştekilere karşı aynı zamanda tek bir fiille gerçekleştirmesi karşısında hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan üç kez mahkumiyetine hükmedilmesi,
2-26.12.2007 tarihli celsede sanığın ailesi aracılığıyla müştekilerin zararlarını gidermek istediğini belirtmesi üzerine sanığa gelecek celseye kadar süre verilmesi ve temyiz dilekçelerindeki zararın giderildiği yönündeki ısrarlı beyanları karşısında sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına esas olacağından, müştekilerin çağrılarak, bizzat pişmanlık göstererek zararlarının giderilip giderilmediği sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.05.2012 günüde oybirliğiyle karar verildi.