Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14890 E. 2021/6960 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14890
KARAR NO : 2021/6960
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12/10/2021 Salı günü davacı vekili Av. … geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 30/10/2017 tarih, 2015/5550 Esas ve 2017/9794 Karar sayılı bozma ilamında; “davacı ile davalı borçlu arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığına ilişkin olarak ticari defterler üzerinde karşılaştırmalı olarak inceleme yaptırılması, davacı alacağının dava konusu tasarrufların tarihlerinden önce doğup doğmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de davacı şirketin; borçlunun taşınmaz ve araç satışı ile alacağın temliki yönündeki tasarruflarının iptalini talep ettiği, alacağın temliki yönünden de davanın kabulü ile alacağın temlikinin iptaline karar verildiği ancak; gerekçe kısmında alacağın temlikiyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve kabulü nedenlerinin de tartışılmadığı, borçlu Olimed şirketinin taşınmazlarını İİY’nın 278/1.maddesinde belirtilen derecede yakınlarına sattığı, anılan maddede belirtilen şekilde yapılan tasarruf ve satış işlemlerinin bağış hükmünde olduğu değerlendirilmiş olmakla birlikte; davalı şirketler arasında organik bağ olup olmadığı hususunun sabit olmadığı, buna göre; davalı şirketlerin ticari sicil kayıtları getirtilip aralarında organik bağ bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi, davaya konu edilen bir kısım taşınmazların ve araçların el değiştirdiği dosya kapsamından anlaşıldığından davacıya yeni malikleri davaya dahil edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre inceleme ve araştırma yapılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacı alacağının dava konusu tasarrufların tarihlerinden önce doğmadığı, daha sonra doğduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava ön koşulu olup mahkemece res’en araştırılmalıdır. Dava koşulu gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Somut uyuşmazlıkta; davacının alacağına konu olan çekler 27/03/2012, 28/03/2012, 05/04/2012, 26/04/2012, 01/05/2012 ve 30/05/2012 keşide tarihli olup; iptali istenen tasarruflar ise 21/12/2011, 22/12/2011 ve 23/11/2011 tarihinde yapılmıştır. Davacının alacağına dayanak çeklerin keşide tarihine göre iptali istenen tasarruftan sonra düzenlediği anlaşılmakta ise de; bu durumun gerçekten tasarruftan sonra doğmuş bir borç ilişkisini mi yoksa daha önce yapılmış bir ticari ilişkiden kaynaklanan vadeli çek uygulaması olarak da bilinen bir vakıayı mı gösterdiği hususunda; Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 30/10/2017 tarih, 2015/5550 Esas ve 2017/9794 Karar sayılı bozma ilamında; davacı ile davalı borçlu arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığına ilişkin olarak ticari defterler üzerinde karşılaştırmalı olarak inceleme yaptırılması, davacı alacağının dava konusu tasarrufların tarihlerinden önce doğup doğmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; çeklerin ticari defterlere işlendiği tarihler tespit edilmiş ve çeklerden kaynaklı borcun, defterlere işlendiği tarihte doğduğu, buna göre de; tasarruf tarihinden sonra olduğu belirtilmişse de; davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki 2011 ve 2012 yılına ait ticari defterlerin incelenmesinde; 01/01/2011 tarihinden itibaren davacı ile davalı borçlu şirket arasında ticari ilişkinin başladığı ve 02/07/2012 tarihine kadar aralarında süregelen bir cari hesap ilişkisi olduğu, bu durumda; davaya konu tasarruflar sırasında davalı şirketin davacı şirkete borcunun mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar daha sonra tanzim edilmiş gözükseler de, takibe konu çeklerin, dava konusu tasarruflar sırasında borçlu şirketin cari hesapta gözüken borcunu da kapsadıkları, bu durumun ticari hayatın bir gereği olduğu ve anılan çeklerin verilmesiyle cari hesaptan kaynaklanan borcun tasfiyesi amacının güdüldüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, mahkemece bu husus göz ardı edilerek, cari hesaptaki borcun tahsili için düzenlenen çeklerin ticari defterlere işlendiği tarihin borcun doğum tarihi kabul edilmesi suretiyle dava şartı gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu durumda; borcun tasarruftan daha önce doğduğu, buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı ve daha önceki bozma ilamında belirtilen hususlar araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.