Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/4973 E. 2021/8805 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4973
KARAR NO : 2021/8805
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davacıya ait olup davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı aracın yaptığı kazada ağır hasar gördüğünü belirterek 120.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; sigortalı araç sürücüsünün kaza anında 0,43 promil alkollü olduğunu, araç ticari araç olduğu için tespit edilen alkol oranının yasal sınır olan 0,20 promilin üstünde olduğunu ve alkollü sevk nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davaya konu kazada ağır hasara uğradığı bilirkişi raporuyla saptanan araç için trafikten çekme belgesinin verilen kesin sürede davacı tarafça sunulmadığı ve KSGŞ B.3.3.2 maddesi gereği davalı sigortacının bu nedenle tazmin sorumluluğunun oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüne ve 67.500,00 TL. tazminatın davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davaya konu kazada pert olan kaskolu araca ilişkin “trafikten çekme belgesi” örneğinin davacı yanca dosyaya sunulmuş olmasına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davacı şirkete ait aracın davalı nezdinde kaskolu olduğu ve 28/08/2018 tarihli rizikonun poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kaskolu araç sürücüsünde tespit edilen alkolün kazadaki etkisi ve hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK’nın 48. maddesinde; alkollü içki almış kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Alkol, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Maddeler Etkisi Altında Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “e” bendinde; “1,00 promilin altında alkollü olmasına rağmen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü, hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre adli işlem yapılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Bir özel hukuk ilişkisi olan kasko sigorta sözleşmesinin sigorta teminatı dışı kalan halleri düzenleyen poliçe genel şartlarının A.5.5. maddesine göre taşıtın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko sigortası teminatı dışında kaldığı kabul edilmiştir. Ancak, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü de TTK’nın 1409/2. maddesi hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine; aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23/10/2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07/04/2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02/03/2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14/12/2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; 28/08/2018 günü saat 17:00’de, Ordu İli Ulubey İlçesi’nde, meskun mahaldeki iniş eğimli ve virajlı yolda seyreden davacıya ait araç sürücüsünün karşı yöne ait şeride girmesi ile o şeritteki aracın sol yan kısmına çarpması şeklinde kazanın gerçekleştiği kaza tespit tutanağından anlaşılmaktadır. Sürücünün kazanın hemen sonrasında yapılan alkol ölçümünde 0,43 promil alkollü olduğu saptanmıştır.
İHH tarafından karara esas alınan, nörolog ve üniversite otomotiv bölümü öğretim görevlisinden oluşan ikili heyetin düzenlediği 30.03.2019 tarihli raporda “araç sürücüsünün alkol ölçümünden sonra tıbbi test ve muayenelerinin yapılmadığı dikkate alındığında, kazanın meydana gelmesinde alkolün etkili olduğu; ancak, kazanın münhasıran alkolden meydana geldiğini söylemenin tıbben mümkün olmadığı ve bu hususun kesin olarak söylenemeyeceği” şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir. İHH, anılan bu raporu karara esas almış ve kazanın münhasıran alkolden meydana gelmediğini ve hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğunu kabul ederek karar vermiştir. Karara esas alınan rapor, davalının zarardan sorumluluğu için ön şart olan, kazanın münhasıran alkolden meydana gelip gelmemesi konusunda muğlak ve soyut ifadeler içerdiğinden, karara esas alınabilecek nitelikte olmayıp bu rapora göre karar verilmesi, eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; kaskolu araç sürücüsünün kaza anında 0,43 promil alkollü olduğu da gözetilerek, kazanın oluş şekli, kazanın meydana geldiği yer ve saat, karşı araç sürücüsünün davranış biçimi, yolun özellikleri (iniş eğimli ve virajlı oluşu) veya hava şartları gibi dış etkenlerin kazadaki etkisi değerlendirilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin (sürücünün alkollü olmaması halinde de kazanın gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığının) tespiti için, nörolog, sigorta hukukçusu ve makine mühendisinden oluşan 3 kişilik farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz (vekalet ücreti ve tahsil edilmeyen primlerin tazminattan düşülmeyişine ilişkin) itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 22/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.