Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9641 E. 2021/12662 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9641
KARAR NO : 2021/12662
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan … mevkii 208 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından, davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu … ili … ilçesi … Köyü … mevkiinde bulunan 208 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 20.07.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 615,75 metrekare yüzölçümlü bölümünün tarla vasfıyla … adına tapuya kayıt ve tesciline, geri kalan bölümünün aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanun’un 16. maddesinin B fıkrası gereğince kamu orta malı niteliğiyle özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, … Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2000/237 Esas, 2002/145 Karar sayılı ilamında dava konusu yerin davacının kullanımda olan yer dışındaki dozerle düzleştirilen kısmının köy tüzel kişiliğine ait yer olduğuna karar verildiği, söz konusu Asliye Hukuk Mahkemesi ilamının bu dava açısından da kuvvetli delil oluşturduğu, tüm bu nedenlerden dolayı teknik bilirkişinin 20.07.2016 havale tarihli raporunun ekindeki krokide B harfi ile gösterilen kısmın dışında kalan yerin Kadastro Kanun’un 16. maddesinin uyarınca kamu orta malı niteliğiyle özel sicil kaydı yapılacak yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın güney sınırında Gerenlidere Devlet Ormanı bulunması nedeniyle, davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda bulunan Orman İdaresinin davada taraf olarak yer alması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmış ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması, dava şartlarından olup bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün değildir. Öte yandan; taşınmazın sınırında orman bulunduğu halde yöntemince orman araştırması yapılmamış ve bu bağlamda, dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesi açısından en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası incelenmediği gibi, taşınmazın kullanım durumunu, süresini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde bu hususta rapor da alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın güney sınırında Gerenlidere Devlet Ormanı bulunması nedeniyle, davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda bulunan Orman İdaresine dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip husumet yaygınlaştırılarak yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra Orman İdaresinden savunma ve delilleri sorulup, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca çekişmeli taşınmaza ilişkin en eski tarihli ve genel mahkemedeki tescil davasının açıldığı tarihten 15-20-25 yıl öncesi üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, bilinen en eski tarihli uydu fotoğrafları, amenajman planları ile 1/25000 ve 1/5000 ölçekli memleket haritaları ilgili kurumlardan getirtilerek dosyasına konulmalı, komşu taşınmazların tamamının varsa kadastro tutanakları ve dayanakları ile dava konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları getirtilmeli ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri ile 1 fen bilirkişisi, 1 jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, 1 orman mühendisi ve 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında öncelikle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların dayandığı tapu kayıtlarının haritası mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtların kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmaması yahut uygulama kabiliyetinin olmaması halinde kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması hususundaki beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; teknik bilirkişiden, tapu kayıtlarının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıt kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı ve bu yolla tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli; taşınmazın tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki tarımsal niteliğini bildiren, varsa imar-ihyanın tamamlanma tarihi ile zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı olarak açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısı, eğimi, bitki desenini irdeleyen, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğrafları, memleket haritaları ve uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren ne şekilde olduğu, varsa imar-ihyalarının tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmışsa hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın kullanımlarına ara verilip verilmediği hususlarında ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; orman mühendisi bilirkişiden, en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası ile amenajman planları ve ilgili tüm kayıt ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını ve orman yasaları karşısındaki durumunu açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.