Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4136 E. 2013/17242 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4136
KARAR NO : 2013/17242
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanıklar … ve …’ın PTT Iğdır şubesinde görevli oldukları, … ve … isimli şahısların 2022 sayılı Kanuna göre maaş aldığı, … isimli şahsın 08/03/2009 tarihinde öldüğü ve kızı …’ın 10/03/2009 tarihinde ölen annesi …’nın maaşını …’ın görevli olduğu gişeden çektiği, … isimli şahsın ise 25/05/2009 tarihinde öldüğü ve yerine kimliği tespit edilemeyen şahıs tarafından …’ın görevli olduğu gişeden 08/06/2009 tarihinde maaşının çekildiği, hak sahiplerinin ölmüş olmalarına rağmen maaşların sanıklar tarafından çekildiği ve yakınlarına ödenmiş olması suretiyle sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanıklardan …’nın suç tarihinde 2022 sayılı Kanun kapsamında maaşını ödediği, …’un Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/23 Esas 2011/239 Karar 06/04/2011 tarihli gerekçeli kararı, kolluk araştırması ve 5.10.2010 tarihli celsede beyanlarla belirlendiği üzere kendisine maaş ödemesi yapıldığı tarihte gerçekte ölü olmadığı ve sağ olduğu ancak sehven ölümün nüfus kaydına işlendiği, …’un ilgili mahkeme ilamı ile sağ olduğunun tespiti ile ölümüne ilişkin nüfus kaydının iptal edildiği buna göre sanık … tarafından …’a yapılan maaş ödemesinde herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmadığı yine …’ın 08/03/2009 tarihinde öldüğü ve kızı sanık …’ın 10/03/2009 tarihinde ölen annesi …’ın’nın maaşını sanık … Karadumanın görevli olduğu gişeden çekmesine yönelik olarak yapılan değerlendirmede 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıkların kanunen 3/2-1. cümlesine göre peşin olarak ödendiği 3/3-1, cümleye göre de peşin olarak verilen aylıkların ölüm halinde geri alınamayacağı, yine bu kanunun uygulanmasına yönelik yönetmeliğin 18/1-a maddesine göre bağlanan aylıkların 1 Mart tarihinden başlamak üzere üçer aylık dönemler halinde peşin olarak hak sahiplerine veya vekillerine ödeneceği, yönetmeliğin 19/1-a maddesine göre de bağlanan aylığın aylık sahibinin ölümü halinde bu durumun meydana geldiği dönemi takip eden dönem başından itibaren kesileceği, bu düzenlemeler karşısında 08/03/2009 tarihinde …’ın ölümü üzerine 10/03/2009 tarihinde kızı olan sanık …’ın annesine tahsis edilen aylığı vekaletname ile alması da gözetilerek ayrıca SGK Başkanlığının 18.01.2011 tarih ve 850113 sayılı cevabı yazısına göre …’ın ölüm tarihine göre ilgiliye herhangi bir fazla ödeme yapılmadığı bildirilmiş olması karşısında, sanıklar tarafından kamu kurumuna yönelik dolandırıcılık suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmayacağı,sanıklar …, … ve …’ın üzerlerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatlerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.