Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18625 E. 2013/2751 K. 14.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18625
KARAR NO : 2013/2751
KARAR TARİHİ : 14.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Nitelikli Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
… adına vekilinin istemi üzerine 7.12.2007 tarihli duruşmada “müdahillik kararı” CMK.nun 238/3. maddesine aykırı şekilde, hazır olan sanıklar ve müdafiileri isteme karşı dinlenmeden karar verilmiş ise de; aynı celsede tekrardan söz alan sanıklar ve müdafiilerinin anılan karara karşı imkânları varken görüş bildirmedikleri, ilerleyen aşamalarda da bu hususta bir itirazlarının bulunmadığı, bu yönden hakkın kısıtlanması söz konusu olmadığından ve … adına Türkiye İşbankası/Yenimahalle (…) şubesinden 16.11.2006 tarihli başvuru ile alınan tüketici kredisi evrakı arasında; gerçekte Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünde çalışmayan, kredi kefili olan … sahte maaş bordrosunun, …/… şubesinden alınan kredi işleminde olduğu gibi kullanıldığı, tanık …’ün 22.12.2006 tarihli detaylı ifadesinden ve …/… şubesinin C. Başsavcılığına hitaplı cevabi yazısı içeriğinden anlaşılmakla tebliğnamedeki I) ve II) no.lu bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri iddia olunan sanıklardan …’ın …/… şubesine … kimlik bilgileri ile başvurup 28.11.2006 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşme-Başvuru formunu Levent adına imzalayıp kredi müracaatında bulunduğu ancak başvurusunun kabul edilmemesi nedeniyle eyleminin “nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğunu; yüklenen aynı suçtan diğer sanıklar …, …, … ve … hakkında açılan kamu davasında, elde edilen delillerin mahkumiyete yeter nitelikte olmadığından “beraatlerine” karar verilmesi gerektiğini; sanık …’ın …/… şubesine … kimlik bilgileri ile müracaat edip 30.11.2006 tarihli Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesini, başvuru formunu ve iki ayrı para çekme dekontunu Levent adına hareketle imzalayıp haksız yarar sağlaması fiilinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu, sanık …’ın ise aynı banka şubesine bu kez … kimlik bilgileri ile müracaat edip 7.12.2006 tarihli Bireysel Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi, başvuru formu ve iki adet para çekme dekontlarını … adına hareketle imzalayıp haksız yarar sağlama eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu, aynı şekilde sanıklar … ve …’nin İşbankası/Yenimahalle (…) şubesine … aracılığı ile başvurup, kefil olarak bir kısım evrakı imzaladığını sanan …’i de aldatarak, kredi evrakı arasına gerçekte Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünde çalışmayan …’i kefil olarak gösterip sahte maaş bordrosunu da kullanarak 20.02.2008 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sahte imzalar atarak haksız yarar sağlama eylemlerinin de “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiş, 5237 sayılı TCK.nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para
cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması ve uygulama maddesinin TCK.nun 158/1-j yerine 158/1-f olarak yazılması sonuca etkili görünmediğinden bozma nedenleri yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …; sanık … müdafiinin suçların unsurlarının oluşmadığına, katılan … vekilinin ise haklarında “beraat” kararı verilen sanıkların suçlarının sabit olduğuna, mahkumiyet kararı verilen sanıklara ise az ceza verildiğine, sahtecilik suçundan da hüküm kurulması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 14.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.