YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3045
KARAR NO : 2013/17327
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda;
Sanık …’ün, Bitlis Ahlat’ta ikamet ettiği, oğlu olan diğer sanık …’ün Kocaeli’de çalışıp ikamet ettiği ve sevk tarihinde görevde olduğu halde, Ahlat Devlet Hastanesine başvurmuş gibi Ahlat Devlet Hastanesinden Kocaeli Tıp Fakültesi’ne refakatli olarak sevk yaptırıp her iki sanığın Kocaeli’ye geldikleri ve sanık …’ün Kocaeli Tıp Fakültesi’nde tedavi olmasının ardından sanık …’ün SGK il müdürlüğüne başvurarak gerçeğe aykırı düzenlettikleri sevk belgesine istinaden yol masrafını almak istedikleri belirtilerek dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında;
Suça konu sevk belgesinin aslının bulunmaması, sanıkların yol ücretlerini almak istediklerine ilişkin olarak SGK’da herhangi bir başvuru kayıtlarının olmaması, SGK tarafından kuruma başvuran ve yol ücreti talep eden kişilerin evraklarının usule uygun olup olmadığını denetleme ve uygun ise ödeme yapmasının görevi gereği olması karşısında, sanıkların eylemlerinde dolandırıcılık suçu yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.