Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18607 E. 2013/18164 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18607
KARAR NO : 2013/18164
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak
Kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan … Motorlu Araçlar A.Ş’de 1999 yılından beri muhasebe müdürü olarak görev yapan sanık …’ın, katılan şirkete ait … Bankası … Organize Sanayi Şubesinde bulunan… numaralı banka hesaplarından, yine şirkete ait olan fakat ortakları tarafından da bilinmeyen … Bankası … Organize Sanayi Şubesine ait … numaralı banka hesabına sanki şirketin borcuna mahsuben yapıyormuş gibi havaleler yaptığı, katılan şirkete ait ticari defterlere bu tutarları yazdığı, böylece şirket ortaklarının olası bir incelemesinde tespit edilmesinin önüne geçtiği, daha sonra değişik zamanlarda bu hesaba aktarılan tutarların bir kısmını … İstanbul Merkez hesabına gönderdiği, arta kalan tutarları ise kendine ait … Bankası … Organize Sanayi Şubesinin 6689922 nolu hesabı ile aynı bankanın Buttim Şubesine ait
6686250 numaralı hesabına aktardığı, aynı şekilde sanığın katılanlar …, … ve …’un yatırılması gerekli Bağ-kur prim borçlarını yatırmadığı, … ve …’nin gerçekte olmadıkları halde emekli olduklarını beyan edip, elden maaş ödemesi yaptığı, kendisine tevdi edilen paraları amaç dışında kullanarak 635.455,95 TL parayı mal edindiğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın suçu zincirleme olarak işlediği dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçu açısından aynı kanunun 43. maddesi gereğince yapılacak artırımın hapis cezasının yanısıra adli para cezası için de uygulanması gerektiği gözetilmeden artırımın sadece hapis cezası açısından yapılıp para cezası yönünden uygulanmayarak eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60.000 gün”, ”50.000 gün” ve “1000.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “60.000 gün“ , “75.000 gün”, “62.500 gün“ ve “1250.000 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.