Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16280 E. 2013/18158 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16280
KARAR NO : 2013/18158
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
2007 yılında İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtla faaliyetine başlayan …Hafriyat Madencilik Ltd.Şti.’nin % 50 hissesini 04.01.2008 tarihinde satın alan sanık …’nun aynı tarihlerde şirketi Bursa iline taşıdığı, şirketin diğer % 50 hissesini de …’nun satın aldığı, 10.01.2008 tarihli ortaklar kurulu kararına göre sanık …’ın, 5 yıllığına şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı, ancak 24.01.2008 tarihinde hisselerini katılan … ile …’na devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı için müdürlük ve temsil yetkilerinin de sona erdiği, sanık …’nun …’ın amcası olup aynı zamanda … İnşaat Taahhüt Ltd.Şti.’nin ortağı olduğu, 03.04.2008 tarihinde sanık …, katılan …, …, … ve … … tarafından imzalanan protokol sözleşmesine göre, sanık … ile katılanın ortak oldukları şirketin piyasa borçlarından 2.550.000 Amerikan dolarının sanık … tarafından, 300.000 TL’nin ise katılan … tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, protokol metnine göre taraflar arasındaki önceye dayalı çeşitli fiili ortaklıkların böylece tasfiye edildiği, ancak sanık …’in üzerine düşen ödemeyi yapamadığı, katılan …’den bu ödemeyi de kendisinin yapmasını istediği, katılanın kabul etmemesi üzerine borçtan kurtulmak isteyen sanığın yeğeni olan …’dan yardım istediği, hisse devri sırasında taraflarca imzalanan 07.04.2008 tarihli beyan belgesinde “şirketi borç ve taahhüt altına sokan önem arz eden herhangi bir işlem yapılmamıştır,(5 nisan 2008 itibariyle)”ibaresinin yazılmasına ve altının … ve … ile tanık sıfatıyla … tarafından imzalanmasına rağmen, sanıklar … ve …’ın gerçekte öyle bir borç mevcut olmadığı halde, alacaklısı kendilerinin akrabası olan …, borçlusu … ve kefilin …Ltd.Şti. olarak görülen her biri 2.550.000 Amerikan doları meblağlı, 17.01.2008 keşide tarihli iki adet bonoyu düzenledikleri, alacaklı gözüken sanık …’in suça konu bonoları yine daha önceki tarihlerde sanıklar … ve … … yerlerinde işçi olarak çalışan diğer sanık …’e ciro ettiği, bonoların daha sonra … tarafından icraya konularak kefil sıfatıyla katılanın yetkilisi olduğu …şirketi ve bonolarda gözüken diğer borçlular aleyhine Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/9586 ve 2008/9690 esas sayılı dosyalarında icra takipleri yapıldığı, bu arada katılanın Ticaret Mahkemesinde bonoların sahteliğini öne sürerek borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açtığı, icra takiplerininde şirkete gönderilen ödeme emirlerinin şirketin eski adresinde çalışanlarına tebliğ edilerek kesinleştirildiği, sanıklar … ve …’in de
yıllardır Kuru soyadlı kişilerle birlikte hareket etmeleri ve durumu bilmelerine rağmen bonolarda yer alarak eylemlere bilinçli olarak katıldıkları, bu şekilde meydana gelen olayda tüm sanıkların fikir, irade ve eylem birliği içerisinde hareketle, gerçekte mevcut olmayan borca dayalı olduğu için sahte kabul edilen bonoları düzenlemek, alacaklı, borçlu ve kefil gibi sıfatlarla bonolarda yer almak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu, bunun sonucunda katılanın yetkilisi olduğu şirketten haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.