Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5505 E. 2022/81 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5505
KARAR NO : 2022/81
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.06.2018 tarih ve 2017/560 E- 2018/595 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.04.2020 tarih ve 2018/1755 E- 2020/524 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi temlik alan davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı (temlik eden) vekili, davacı banka ile dava dışı And. Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerini davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kullandırılan kredi borcu ödenmediği için 03/12/1998 tarihinde hesabın kat edildiğini,borçlular hakkında 1998 yılında başlatılan icra takip dosyalarının yenilenmesi amacıyla yapılan başvuru üzerine icra müdürlüğü tarafından dosyaların imha edildiğinin bildirildiğini bunun üzerine yeniden başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu sürenin dolduğunu, 17 yıl sonra yapılan takibin kötü niyetli olduğunu,taraflarına herhangi bir kredi sözleşmesi, ihtarname örneği tebliğ edilmediğini, icra takibinde talep edilen faiz oranının çok fahiş olup yasalara ve bankacılık düzenlemelerine aykırı olduğunu savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın tasfiyeye girdiği, Fon’a devredilmiş bir banka olmadığı, 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasa’ya eklenen ek 5.madde gereği davacının 20 yıllık süreden yararlanma imkanı var iken bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nce 2009 yılında iptal edildiğini, böylece 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulama yeri bulunmadığını, BK’nın 125. ve TBK’nın 146. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, işbu davada da 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, kat ihtarı ile birlikte muaccel olacağı, kat ihtarının 03/12/1998 tarihli olması nedeniyle, icra takip tarihi olan 04/02/2015 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Tasfiye Halinde Türkiye …Bankası A.Ş’nin TMSF tarafından devralınmadığı, fonun devralmadığı bankaların alacakları yönünden 20 yıllık zamanaşımı süresi söz konusu olmayacağından, 5411 sayılı Kanun’un geçici 13. maddesinde, fon alacaklarının zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141.maddesine de herhangi bir gönderme yapılmadığından ve dava konusu kredi alacağının tahsili için 1998 yılında başlatılan icra takibinden sonra davaya konu icra takibinin başlatıldığı 2015 yılına kadar zamanaşımını kesen yeni bir işlem yapıldığı ispat edilemediği için 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı (temlik alan) vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından İstanbul 14.İcra Müdürlüğü’nün 1998/21718 Esas sayılı dosyası ile yapılan takip bırakılarak daha sonra aynı alacağa ilişkin yeni bir takip yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İİK’nun 68/1 maddesi uyarınca aynı asıl alacak için ikinci bir takip yapılması mümkün olmadığından ortada geçerli bir takibin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca hükmün değişik bu gerekçe ile düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde değiştirilmiş haliyle düzeltilerek ONANMASINA, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.