Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15307 E. 2012/40553 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15307
KARAR NO : 2012/40553
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu ailesi için daha önceden almış olduğu yeşil kartın ikinci vizelerini sahte olarak düzenlemek suretiyle kartları kullanmaya devam etmesi şeklindeki eylemine ilişkin olarak, olay tarihi itibariyle sosyal ve ekonomik durumunun tespitinin sağlanarak, o tarihler itibariyle yeşil kart almasına engel bir halin olup olmadığı araştırılmadan, eksik incelemeyle dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinde, “değişik zamanlarda” denilerek “aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı” belirtildiğinden; somut olayda sanığın yeşil kartlara ait vizeleri aynı anda sahte olarak düzenleyip kullandığı, bu şekilde, TCK’nın 43.maddesinde aranan zincirleme suç koşullarının oluşmadığı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sosyal Güvenlik Kurumunun suçtan zarar görmüş olduğu dikkate alınarak, usulüne uygun bir şekilde duruşmaya çağrılarak, davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
4-Kabul ve uygulamaya göre de; Dolandırıcılık suçunda,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.