Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/14530 E. 2012/39411 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14530
KARAR NO : 2012/39411
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma, Hakaret, Tehdit
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet,hakaret suçundan verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde;
1-Güveni kötüye kullanma ve tehdit suçları yönünden;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Katılanın Almanya’da yaşamasından dolayı SSK Kurumundan aldığı emekli maaşını Türkiye’ye gelene kadar alması için sanığa vekaletname verdiği,sanığın katılanın emekli maaşları aldığı, katılanın Türkiye’ye geldiğinde sanıktan emekli maaşlarını istediği halde iade etmediği,katılanın sanık hakkında icra takibi başlatması üzerine de sanığı telefonla arayarak “sen başına gelecekleri düşündün mü, mahkemeyi durdur, seni rezil ederim,sen öldüreceğim” şeklinde tehdit ettiği böylece, sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve tehdit suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’da cezaların içtimasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunun 99.maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, aynı cins para cezalarının toplanmasına karar verilmesi,
b-Katılanın mahkemedeki beyanında sanığın kendisine 800 YTL ödemede bulunduğunu bildirmesi karşısında, katılana 5237 sayılı TCK.nun 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup sonucuna göre iadenin kovuşturmadan önce mi, sonra mı olduğu da belirlenerek TCK’nun 168/1 veya 168/2 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
C-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
d-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Hakaret suçu yönünden;
Oluşa göre;aşamalarda dinlenen tanık beyanlarına göre, hakaret suçunun maddi öğesinin oluşumu bakımından tanık anlatımları arasında hakaret edip etmediğine ilişkin çelişkilerin giderilmesi,giderilemediği taktirde yöntemince irdelenip hangisinin hangi nedenle üstün tutulduğunun denetime olanak sağlayacak biçimde açıklanıp tartışılması gerekirken,kanıtları gösterilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.