YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8213
KARAR NO : 2022/147
KARAR TARİHİ : 05.01.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
…
…
Taraflar arasındaki önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 29 ada 2 parsel 170/2500 arsa paylı, 1. kat 2 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissedarı olduğunu, taşınmazın önce …’ye, daha sonra ise davalı …’e satıldığını, her satış yeni bir önalım hakkı doğurduğundan davanın son malike karşı açıldığını, gerçek satışın 500.000,00 TL üzerinden yapılmasına rağmen davalının önalım hakkının kullanılmasını önlemek için satış bedelini tapuda 630.000,00 TL olarak gösterdiğini belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı 1/4 payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşınmazın gerçek değeri üzerinden tapuda satış yaptığını, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili Av. …’e gerekçeli karar 14.08.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili Av. … 12.09.2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Yerel mahkeme 12.09.2018 tarihli ek kararı ile, istinaf süresinin 11.09.2018 tarihi itibariyle dolduğu davalı vekilinin süresinden sonra 12.09.2018 tarihinde istinaf dilekçesini sunduğu gerekçesiyle istinaf talebinin süre yönünden reddine karar vermiştir.
Bu ek karara karşı davalı vekili Av. …, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.09.2018 tarih ve 2014/412 Esas, 2018/293 Karar sayılı ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
Hükmü, davalı vekili Av. … temyiz etmiştir.
TBK m. 513/1 (EBK m. 397/1) hükmü uyarınca vekil veya vekâlet verenin ehliyeti kaybetmesi, vekâlet sözleşmesinin sona erme nedeni olarak tayin edilmiştir. Vekâlet sözleşmesi, gerek vekilin, gerekse vekâlet verenin ayırtım gücünü kaybetmesi ve tam ehliyetsiz olması halinde sona erer. Aynı şekilde ayırtım gücüne sahip bulunan kişinin kısıtlanması veya yasal danışman atanması da sözleşmenin sona ermesi sonucunu doğurur.
TMK’nın 471. maddesine göre; “Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar”. Bu durumda kısıtlılık kendiliğinden ortadan kalkar. Kısıtlılığın kalkması için ayrıca bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur.
I- 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
a) Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
b) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran merciye geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi ile Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
Somut olaya gelince, davalı … vekili Av. … 23.10.2014 tarihli cevap dilekçesinin ekinde vekaletnamesini sunmuştur. Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/935 Esas, 2016/901 Karar sayılı ve 18.07.2016 tarihli ilamında, davalı …’in TMK’nın 407. maddesi gereğince kısıtlandığı ve eşi … kendisine vasi atandığı görülmüştür. Davalı vasisi, dosya içerisine alınan 25.07.2016 tarihli vekaletname ile davalıya Av. …’i vekil tayin etmiştir. Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/935 Esas, 2016/901 Karar sayılı ve 30.03.2017 tarihli ek kararı ile, kısıtlı …’in 07.02.2017 tarihinde tahliye edildiği anlaşıldığından TMK 471. maddesi gereğince kısıtlılık halinin kendiliğinden ortadan kalkmış olduğunun tespitine karar verilmiştir. Anlaşılacağı üzere davalının kısıtlanması ile görevi sona eren vekil Av. …, davalının kısıtlılık halinin sona ermesi ile görevi sona eren vekil Av. … . Son durumda davalı kendisini usulüne uygun vekaletname ile temsil ettirmediği halde yetkisiz vekillere tebligat yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı …’e 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararın tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklenildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesine İADESİNE, 05.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.