YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22981
KARAR NO : 2013/6685
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, sahibi olduğu aracı internet aracılığıyla ilan vererek satışa çıkardığı, sanığında müşteri olması üzerine 11.500 TL bedel karşılığında satımı hususunda anlaştıkları, aracın kontrolünü yaptırmak için Sefaköy’de bulunan oto tamircisine götürdükleri, herhangi bir sorun çıkmaması üzerine sanığın aracın parasını babasından alıp ödeyeceğini söylediği, akabinde katılan ile sanığın suça konu araç ile birlikte önce Okmeydanı’na gittikleri, daha sonra Kemerburgaz’da bulunan bir pastahaneye gittikleri, burada gerçek olmamasına rağmen aracın parasını getirecek olan sanığın babasını beklemeye başladıkları, katılanın bir ara sigara almak için markete gittiği sırada sanığında araçta
bulunan sigarasını alıp geleceğini söyleyerek park halinde bulunan aracı borcunu ödemeden katılanın bilgi ve rızası dışında alıp götürdüğü, bilahare ölümlü ve yaralamalı trafik kazasına karışması üzerine yakalandığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tebliğnamede, yargılandığı suçtan başka yerde tutuklu bulunan sanığın, mahkemesinde sorgusunun yapılması gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 196.maddesine aykırı olarak talimatla alınan savunmasıyla yetinilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı belirtilmiş ise de, talimat suretiyle ifadesi alınan başka suçtan tutuklu sanığın, yasal haklarının hatırlatılmış olması, savunmasını yapacağını belirterek savunmasını yapmış olması, esas mahkemesi huzurunda ifade vermek istediğine ilişkin bir talebinin olmaması ayrıca duruşmalardan vareste tutulmayı talep ettiğini beyan etmesi nedeniyle, savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceğinden, bu hususta bozma isteyen tebliğnemedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.