YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21005
KARAR NO : 2013/19681
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak
kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılanın, sanıklar … ve …’e ait şirkette çalışırken işten ayrılması sonrası, sanıklarla arasında oluşan anlaşmazlık nedeniyle sanıkların avukat olarak tuttukları sanık … vasıtasıyla katılan hakkında şirketin parasını zimmetini geçirdiği gerekçesi ile icra takibi dosyası açtırıp, katılanın adresini işten ayrılmış olmasına rağmen şirket adresi olarak gösterip ödeme emrini de bu adrese tebliğe çıkarıp, şirket çalışanı olan sanık …’e katılanın “yeğeni” sıfatıyla tebliğ edilmesini sağlayarak, katılanın dosyadan haberdar olmaması nedeniyle icra takibini kesinleştirdikten sonra, katılanın taşınmazlarına haciz koydurmaları, durumdan sonradan haberdar olan katılanın icra mahkemesine başvurarak tebligat işlemindeki usulsüzlük nedeniyle haczi fekettirdiği olayda, sanıklar …, … ve …’ün fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek icra dairesi vasıtasıyla katılandan menfaat temin etmeye çalıştıkları hususunun sabit olması karşısında, unsurları itibarı ile oluşan nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan sanıkların cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.