YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21680
KARAR NO : 2012/39782
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği; gibi kararın tebliğ edildiği 18/10/2008 tarihinde de cezaevinde bulunduğu anlaşılmakla, 18/01/2010 günlü temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip temyiz talebinin reddine ilişkin 05/02/2010 tarihli ek karar kaldırılarak, yapılan temyiz incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın müşteki …”ın satış elemanı olarak çalıştığı firmaya önceden gelip müşteride getirerek güven sağladıktan sonra, adı … olduğu halde … … olarak tanıtıp, klima almak istediğini peşinatı sonra getireceğini söyleyerek aldığı, borç karşılığı ise tanzim yeri ve tanzim tarihi bulunmayan senetler düzenlediği, gösterdiği adreste klimayı teslim aldıktan sonra ortadan kaybolduğu, aynı günlerde bu adresten de taşınıp hiçbir ödemede bulunmaması şeklinde gerçekleşen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulunde isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahmumiyet hükmünün ONANMASINA,
2-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
Ancak,
TCK’nın 43.maddesinin, aynı anda tek mağdura karşı işlenen şuçlarda uygulanamayacağı, mahkemece de hükmün gerekçe kısmında suça konu senetlerin aynı anda verilmesi nedeniyle tek suç oluşturduğu kabul edildiği halde, hükümde 207.madde ile tayin olunan cezanın 43.madde ile artırılması suretiyle kararda çelişki yaratılmısı,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.