YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12542
KARAR NO : 2012/35870
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2008 gün ve 57/74 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5237 sayılı Yasa’nın 58.maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için, ilk hükmün kesinleşmesinden sonra temyize konu suçun 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir
Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;suç tarihinde sanıkların kiraladıkları oto ile Gölbaşı ilçesine gelerek dolaştıkları esnada rastladıkları mağdura kaza yaptıklarını, yardım edecek kişi aradıklarını söyleyerek, mağdurda yardım yapacakları intibasını uyandırdıkları, mağdurun ”ben de fakirim” demesi üzerine geçersiz olan 1000 milintis yazılı peru parasını mağdura verip ”bu para 1000 YTL eder biz 700 YTL yardım edeceğiz üzerini ver” diyerek mağdurdan 300 YTL para aldıkları, daha sonra döviz bürosuna giden mağdurun, sanıklar tarafından kendisine verilen paranın değersiz olduğunu öğrenip kolluğa giderek şikayetçi olması şeklinde gelişen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak ;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA,ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 26.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.