Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16181 E. 2013/2637 K. 13.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16181
KARAR NO : 2013/2637
KARAR TARİHİ : 13.02.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelenmesinde;
Uyap sisteminden alınan nüfus kayıt örneğine göre, suça sürüklenen çocuğun hüküm tarihinden sonra 21.02.2012 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK.un 64.maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca hükmün, BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK.un 64. ve CMK’un 223/8.maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk … hakkında Görevi Yaptırmamak için Direnme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Somut olayda; görevli polis memuru müşteki … ile arkadaşı polis memuru mağdur …’ın başka bir olay nedeniyle temyize konu olmayan suça sürüklenen çocuk …’i aradıkları sırada tanık …’nın bu kişinin kardeşi olan suça sürüklenen çocuk …’i göstermesi üzerine, polis memurlarının kimliklerini göstererek ifade almak için karakola gelmelerini söylediği sırada suça sürüklenen çocuk …’in, gelmemek için belinden kesice alet çıkartarak görevli polis memurlarına göstermek şeklindeki eyleminin, görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesine aykırı olarak suça sürüklenen çocuk olarak 5271 sayılı CMK.nun 150/2.maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafii için suça sürüklenen çocuktan vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 366 TL müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuktan tahsil edilmesi ile ilgili bölümün çıkartılarak, yerine “bu davada harcanan tebligat gideri 6 TL yargılama giderinin suça sürüklenen çocuktan tahsiline” şeklinde yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Suça sürüklenen çocuk … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça azmettirmede temel öğe, azmettirilenin iradesi üzerinde suç işleme konusunda kesin etki yaratmasıdır. Başka bir deyişle azmettiren, bir başkasına suç işleme kararı verdiren kişidir.
a)Başka bir olay nedeniyle görevli polis memurlarının suça sürüklenen çocuk …’i sivil polis aracına bindirip karakola götürdükleri sırada suça sürüklenen çocuğun “Tano beni kurtar” diye bağırarak yardım istediği, bunun üzerine yakınları ve ailesinden oluşan kalabalık bir gurubun gelerek polis memurlarının olay yerinden ayrılmalarını engelledikleri, polis ekip aracının arka camını kırıp suça sürüklenen çocuk …’i çıkartıkları şeklinde gelişen olayda;suça sürüklenen çocuk …’in “Tano beni kurtar”, “beni kurtarın” diyerek bağırdığı biçiminde kabul edilen eyleminin iradeyi suç işleme yönünde etkileyecek nitelik ve yeterlilikte kabul edilemeyeceği ve sözlerin kamu malına zarar verme suçuna azmettirme kastı ile söylendiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
b)Kabule göre de; suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle TCK TCK’nun 31/2.maddesi gereğince indirim yapılırken hesap hatası sonucu “1 yıl” yerine “1 yıl 3 ay” hapis cezasına hükmedilmesi ve devamında TCK.nun 62.maddesi uygulamasında 1/6 oranında indirim yapılırken “10 ay” yerine “1 yıl 3 ay” hapis cezası verilerek fazla ceza tayin edilmesi ve doğru olarak belirlenen sonuç cezanın kısa süreli olması nedeniyle, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ayrıca suç tarihinde onsekiz yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nunun 50/3.maddesi uyarınca aynı yasanın 50/1.maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
c)Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesine aykırı olarak suça sürüklenen çocuk olarak 5271 sayılı CMK.nun 150/2.maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafii için suça sürüklenen çocuktan vekalet ücreti alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.