Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17367 E. 2013/19354 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17367
KARAR NO : 2013/19354
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkların, taşınmazını beş yıl süreyle katılanlara kiraladıkları, katılanların da, bu araziye, büyüyünce sökülüp satılacak olan meyve fideleri diktikleri, taraflar arasında kira bedelinin ödenmemesi üzerine anlaşmazlık çıktığı, katılanların, sanıklar tarafından kendilerine ait 120.000 adet nar fidesinin yakıldığını belirterek şikayetçi oldukları, böylece sanıkların dikili ağaca zarar verme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, söz konusu taşınmazda yangın çıkartıldığı veya fidelerin yakıldığına dair bir bulguya rastlanmadığı, 31/07/2008 tarihinde kolluk tarafından tutulan tutanakta, sanığa ait taşınmazın içinde otuz beş adet nar fidesinin bulunduğunun belirtildiği, bunun dışında nar fidelerinin yakıldığına dair bir tespitin yapılmadığı, tanıklar … ve … isimli kişilerin, katılanların fide bahçesinde bir süre işçi olarak çalıştıkları, her ne kadar kollukta alınan ilk ifadelerinde, fidelerin bir kısmının, sanık … tarafından yakılırken gördüklerini belirtmiş iseler de, tanıkların, gerek yapılan keşif sırasında, gerekse de yargılama sırasında alınan ifadelerinde, katılanların yanında çalışırken kredi çektiklerini, katılanların, sanık aleyhine ifade verilmemesi halinde, kredi bedelini ödemeyeceklerini söyleyerek kendilerini tehdit etmeleri nedeniyle sanık … aleyhine ifade verdiklerini, daha sonra bu tehditler nedeniyle ayrıca savcılığa şikayete bulunduklarını, aralarındaki kira anlaşmazlığı nedeniyle katılanların bu yeri tahliye ettiğini, aslında bütün fidelerin katılanlar ve kendisi tarafından sökülerek başka yere götürüldüğünü, geride kalan malzemelerin çöp niteliğinde olan eşya olduğunu, ayrıca uzun süre köklenmemesi nedeniyle, hiçbir işe yaramayan, kuruyan ve bu nedenle geride bırakılan fidelerin sanık tarafından yakıldığını, bu fidelerin dikili olmadığını, bu nedenle ortada yakılan fide bulunmadığını belirttikleri, diğer tanıkların da yangın olayını görmediklerini söyledikleri, ortada fidanların söküldüğüne dair bir emare bulunmadığı, sanıkların, katılanlar tarafından tahliye edilen taşınmazlarında temizlik yapmalarının ve geride kalan çöpleri yakmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğu, buna göre, katılanların fidelerinin yakıldığına, bu yakma olayının sanıklar tarafından gerçekleştirildiğine dair katılanların soyut beyanlarından başka mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunamamıştır, bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 09/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.