YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67220
KARAR NO : 2013/10767
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini ilçeye yeni atanan doktor … olarak tanıtıp geceyi hastanede geçirdikten sonra, sabah … Eczanesi’ne gidip kendisini doktor olarak tanıtıp kıyafet almak istediğini, tanıdık bir yer olup olmadığını sorması üzerine eczane kalfası tanık … ile katılanın mağazasına gittiği, parasını birkaç gün sonra vereceğini söyleyerek kıyafet aldığı, o sırada dükkanda bulunan müşteki …’e telefonunu satın alma teklifinde bulunduğu, 130 TL ye anlaşıp telefonu aldığı, parasını daha sonra ödeyeceğini söyleyerek işyerinden ayrıldığı, sanığın hal ve tavrından şüphelenen doktorların internetten tayin listesine baktıklarında sanığın adını göremeyince emniyete bildirmeleri üzerine tekrar hastaneye gelen sanığın yakalandığı somut olayda; katılan ve müştekiye karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın haksız menfaati temin ettikten sonra yakalanması karşısında her iki eylemi de tamamlanmış olmasına rağmen tesebbüs hükümlerinin uygulanması ve adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.