YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67366
KARAR NO : 2013/10772
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un, paraya ihtiyacı olduğunu bildiği mağdura Fethiye’de bulunan Muhtarlar Derneği vasıtası ile yardım toplayacağını, ancak bunun için müdürlere verilmek üzere para lazım olduğunu söyleyerek 4.000 TL istediği, kendisine yardım yapılacağına inanan mağdurun, kardeşi Minire ile …’dan borç para alarak 4000 TL para ile birlikte 5 cumhuriyet altınını götürüp sanığa verdiği, sanığın parayı aldıktan sonra mağduru arayıp sormadığı anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanığın, mağdurun zararını soruşturma aşaması olan 04.02.2008 günü giderdiğinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak zararın kovuşturma aşamasında giderildiği kabul edilip 5237 sayılı TCK’nın 168/1 maddesi yerine, 168/2 maddesi uyarınca uygulama yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.