YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12376
KARAR NO : 2012/34843
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisini Ali Çelebi olarak tanıtarak, bir firmanın Umman’da yaptırdığı inşaatlardan sorumlu olduğunu, bu ülkeye çalışmak üzere işçi götürmek istediğini, gidecek işçilere aylık 2.300 Dolar ücret verileceğini belirterek, değişik vesilelerle tanıştığı müştekilerden, bazı belgelerin hazırlanmasını istediği ve bu kişilerden ayrı ayrı para aldığı, sanığın bu şekilde, hile kullanarak sanığın haksız menfaat temin ettiği olayda müşteki sayısınca ayrı ayrı üç kez dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayininin yasaya aykırı olması ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümlerde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılması ifadesinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince sonuç olarak verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 80 TL adli para cezası ile cezalandırılması” yazılmak ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazların incelenmesinde;
08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa’nın geçici 1.maddesinin 2.fıkrasının, “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin infazı Hakkındaki Kanunun 98 ile 101.maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir” hükmü uyarınca 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 98.maddesine göre, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve infazın durdurulup durdurulamayacağı konusundaki istemi üzerine mahkemece bu hususta duruşma açılarak verilen kararın temyizi mümkün olmadığı, itirazı kabil kararlardan olduğu, 5271 Sayılı CMK.un 264.maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından; hükümlünün dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın bu suç açısından incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.