Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6401 E. 2021/2298 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6401
KARAR NO : 2021/2298
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.03.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin Zonguldak ili, Ereğli ilçesi, Süleymanbeyler Mahallesi, 298 ada 262 parselde kayıtlı bulunan 50/610 arsa paylı taşınmaz üzerindeki apartmanın 8 no’lu dairesini 1995 yılında kaba inşaat olarak davalılardan haricen satın aldığını ve dairenin içini tamamen kendilerinin yaptırdığını, 1997 yılından bu yana malik gibi nizasız ve fasılasız olarak oturmaya devam ettiğini ve aynı binadan daire satın alan …, … … ve … isimli şahıslara tapularının verildiğini, müvekkili ve diğer dört kişiye ise tapularının verilmediğini, dairenin elektrik ve su aboneliğinin 1997 yılından bu yana müvekkilinin eşi ….’un üzerinde olduğunu, davalıların kötü niyetli olduklarını, davalıların Kdz. Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/180 Esas sayılı dava dosyasında tüm bu olayları kabul ettikleri anlamına gelen sadece 10 yıllık sükutu hak süresinin söz konusu olduğu şeklinde itirazda bulunduklarını, inkar eder anlamda bir savunma yapmayarak satış ve zilyetlik konularını kabul ettiklerini, taşınmazı haricen satın alan ve onbeş yıldır malik gibi zilyet edip kullanan müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, parayı iade etmeyenin gayrimenkulu geri alamayacağı gibi, müvekkilinin de Türk Medeni Kanununun 950 maddesi uyarınca hapis hakkının bulunması nedeniyle müvekkili adına hapis hakkı tanınmasına ve tapu kayıtları üzerine Kdz. Ereğli İcra Müdürlüğü’nün 2011/4242 Esas sayılı dosyasının infaz edilmemesi için tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili hakkında açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle tapu kayıtları incelendiğinde 10 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, Kdz. Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/453 Esas, 2010/749 Karar sayılı dosyasında taraflar arasında meni müdahale davası görüldüğünü ve davacının taşınmazdan tahliyesine karar verildiğini, bu davadaki iddiaların meni müdahale davasında da ileri sürüldüğünü ancak ne yerel mahkemece ne de Yargıtay tarafından dikkate alınmadığını, davacının buna rağmen iş bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Kdz. Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/453 Esas, 2010/749 Karar sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunu, yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürdüğü hususları bu dosyada hem yargılama aşamasında hem de temyiz aşamasında ileri sürdüğünü, onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurmadığını, icra kanalıyla tahliye işlemlerinin yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın davalı … yönünden ıslah beyanları doğrultusunda kabulü ile 143.827,27 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı … yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır.
Anılan Kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (l) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 15.06.1995 tarihli harici satış sözleşmesinde satıcı taşınmazın satımını ticari ve mesleki bir amaçla yapmış, alıcı ise tüketici sıfatıyla satın almış olup aralarındaki ilişki tüketici işlemi olduğundan bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara da tüketici mahkemesinin bakması gerekir.
Açıklanan bu olgu karşısında; mahkemece, ayrı bir tüketici mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, yok ise davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılarak karar verilmesi yerine davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.