Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5503 E. 2022/79 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5503
KARAR NO : 2022/79
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2018 tarih ve 2017/511 E. – 2018/415 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.03.2020 tarih ve 2018/1298 E. – 2020/316 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin üretimini yaptığı otomobil yedek parçalarının sevkiyatı sırasında hasar görmesini engellemek amacıyla davalıdan karton seperatörler tedarik ettiğini ancak satın alınan bazı seperatörlerin neredeyse hurda kağıt niteliğinde olduğunu, nakliye sırasında sağ sol kuvvet etkisinden dolayı seperatörlerde yırtılma meydana geldiğini, bu nedenle nakliye edilen ürenlerin de zarar gördüğünü, söz konusu ürünlerdeki ayıbın gizli bir ayıp nitelekte olduğunu, zarar gören ürünler nedeniyle müşterisinin müvekkili şirkete bedeli 53.598,50 Euro olan toplam 23 adet fatura düzenlediğini ve bu bedelin davacı şirket tarafından ödendiğini, davalı ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması nedeniyle müvekkili şirketin 13/12/2017 tarihli 209.655,89 TL bedelli yansıtma faturası düzenleyerek davalıya gönderdiğini, ancak faturanın iade edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın fatura vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, sipariş sonucu gönderilen ürünlerin tamamının davacı firmanın onayı doğrultusunda gönderildiğini, taraflar arasında söz konusu ürünün sürekli tedarik edildiğini, şimdiye kadar böyle bir durumun söz konusu olmadığını, teslim edilen ürünlerde ayıp bulunmadığını, satın alınan ürünlerin davacı firma kontrolünden geçtiğini ve onaylanarak teslim alındığını, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının dava dışı Audi firmasıyla mail yazışmalarında hasarların taşıma firmasından kaynaklandığını belirttiklerini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zara neden olduğu iddia olunan seperatörlere ait görsellerden ve daha önce teslim edilen seperatörlerden yararlanılmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmeye çalışıldığı, dava konusu zararın meydana getirildiği iddia olunan seperatörlerde herhangi bir ayıp saptanamadığı, davacının dosyaya sunmuş olduğu görsellerde bulunan hasarın seperatörlerdeki ayıplardan değil, nakliye sırasında yükleme, boşaltma işlemleri ve hatalarından kaynaklandığının anlaşıldığı, satıcının sorumluluğuna karar verebilmek için varolan bir ayıbın bulunması ayıbın varlığının ileri süren davacı tarafça ispatlanması, yine meydana gelen zararın varolan ayıptan kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının bulunması, ayrıca davacının basiretli bir tacir olarak işletmedeki faliyetlerinde TTK ‘nın 23.maddesine uygun davranması gerektiği, davacı tarafın tüm bu yükümlülüklerini ve ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacı her ne kadar tanık dinletiminde bulunmuş ise de, ayıba ilişkin belirlemenin teknik inceleme sonucu tespit edilebilecek olması yine taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin satım ilişkisi olması nedeniyle tanık dinlenmesinin yargılamaya bir yenilik katmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TTK 23/1-c maddesinde; tacirler bakımından ayıba ilişkin ihbar külfeti düzenlendiği, buna göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise, alıcı 2 gün açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, somut olayda, yasal süre içerisinde davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı,TBK 223.maddesi gereği, sonradan ortaya çıkacak bir ayıp bulunup bulunmadığı noktasında ise, öncelikle üründe bir ayıp olduğu ve bu ayıp dolayısıyla zararın meydana geldiği, yani illiyet bağının davacı tarafça ispatlanması gerektiği, bilirkişi raporu ile meydana gelen hasarın, davacının davalıdan temin ettiği mukavva seperatörlerin üretilmesine yönelik ayıptan kaynaklanmadığı, hasarın taşıma esnasında nakliye firmasının kusurundan veya yükleme boşaltma hatalarından kaynaklığının tespit edildiği, davacının iddiasını ispat edemediği, kaldı ki hasar seperatörlerdeki ayıptan meydana gelse dahi, dosya kapsamına göre, dava dışı Audi firması tarafından düzenlenen son yansıtma faturası 21/11/2016 tarihli olup davacının ayıbı en son bu tarihte öğrendiği kabul edilse dahi ayıp ihbarının süresinde olmadığı,somut olayın özelliğine göre, tanık dinlenilmesinin davanın esasına etkisi bulunmadığı, davalı istinaf talepleri yönünden ise; kısmi dava açılamayacağına dair HMK 109/2 maddesi yürürlükten kaldırılmış olmakla kısmi dava açılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, dava değeri mahkemece belirlenmediğinden harca esas dava değeri üzerinden davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.