YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23186
KARAR NO : 2013/6279
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Nitelikli Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, babasına ait nüfus cüzdanı fotokopisi, imza sirküleri ve ikametgah belgesini, daha önce babasının bankada vadeli hesabının bulunmasını da fırsat bilerek bankaya götürerek …,… Şubesi’nden babası adına çek hesabı açtırıp çek karnesi aldığı, şikayet konusu …,… Sanayi Şubesine ait … nolu, 11.500 TL bedelli çekin de bu çeklerden birisi olup sanığın babası…’ den habersiz ve izinsiz olarak çeki keşide ederek borcuna karşılık olarak katılana verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının olmadığının bildirildiği, sanığın suçunu ikrar ederek babasına ait belgeleri alarak babası adına çek hesabı açtırdığını ve bu çeklerden birini imzalayarak katılana verdiğini belirttiği, tanık…’in de, çek keşide etmesi için sanık oğluna muvafakatinin olmadığını söylediği, bu şekilde sanığın sahte çek keşide ederek resmi belgede sahtecilik ve bu şekilde haksız menfaat temin ederek bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçların işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
30/10/2008 tarihli karardan sonra, katılan vekilinin, zararın ödenip ödenmediğine değinmeden şikayetten vazgeçildiğini 30/10/2009 havale tarihli dilekçeyle bildirmiş ise de, hükümden sonra zararın giderilmiş olmasının ya da şikayetten vazgeçilmesinin, etkin pişmanlık ve diğer lehe hükümlerin uygulanması açısından, sonuca bir etkisinin olmayacağı dikkate alınarak bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.