YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18627
KARAR NO : 2013/2531
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olay da; 01.05.2003 yılında Bingöl ilinde olay yerini de etkileyecek şekilde deprem meydana geldiği, depremden hemen sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan tespitte; sanığa ait konut ile ilgili tespit yapılmadığı, yapılan ilan üzerine sanığın 11.08.2003 tarihli basılı form ile ağır hasar talep ve taahhütnamesi doldurarak imzalayıp … Köyü muhtarına onaylatarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğüne ibraz ettiği, Afet Yasasının uygulanmasına ilişkin yönetmelik gereğince oluşturulan komisyonca 12/08/2003 gününde yapılan tespitte deprem nedeniyle zarar gören binaların muhtar, ihtiyar heyeti ve teknik heyetçe tek tek gezilerek incelendiğinin belirlendiği, aynı şekilde
yönetmelik doğrultusunda mahalli hak sahipliği inceleme komisyonunun 19/08/2003 günlü sayısız karar ile sanığın 11.sırada ağır hasardan hak sahibi kabul edildiği, bu karara dayanılarak sanığa “evini yapana yardım” uygulaması kapsamında ev yaptırılması için kredi verildiği anlaşılması karşısında, sanığın yardım alma koşullarına sahip olduğundan dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturan hileli bir davranış olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Karakoçan Kaymakamlığınca haklarında soruşturma izni verilen … Köyü muhtarı … ve Köy azası …’a yüklenen suç yönünden,Karakoçan Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.12.2004 tarihinde 2004/257 soruşturma 2004/327 karar sayılı karar ile Takipsizlik kararı verilmiş olduğu ,dosyada yer alan aslı gibi onaylı karar suretinden anlaşıldığından ,tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan, inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Beraat eden sanık yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmeden aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan beraat eden sanık yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.100.00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.