YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20086
KARAR NO : 2013/19108
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya Düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’nün … Ticaret ve İhracat Ltd. Şti.’nin çek keşide etme yetkilisi olduğu, diğer sanık …’ın ise …Blok İnş. Mak. Paz. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olduğu, her iki sanığın birbiriyle ticari ilişkileri bulunması sebebiyle birbirlerini tanıdıkları, sanık …’nün yetkili olduğu … Ticaret ve İhracat Lt. Şti.’ne ait, Garanti Bankası … Şubesi hesabından, 8043704 çek numaralı, keşide yeri …, keşide tarihi 15/03/2006, meblağsı 10.000 (on bin) TL olan bir adet çeki, diğer sanık …’ın yetkilisi bulunduğu …Blok İn. Mak. Paz Tica Ltd Şti. lehine kimliği saptanamayan üçüncü bir şahsa sahte olarak düzenleterek sanık …’a verdiği, sanık …’ın ise sahte olarak düzenlenmiş bu çekle bir kredi şirketi olan katılan … Finans AŞ’ye başvurarak, sanık …’nün yetkilisi bulunduğu … Ticaret ile ticari ilişkisini olduğunu, satılan mal karşılığı suça konu çeki aldığını belirterek ve bu hususta faturalarda sunarak katılan şirketten kredi talebinde bulunduğu ve suça konu çeki katılan şirket adına ciro ederek devrettiği, sanık …’ın suça konu sahte çekle yaptığı bu başvuru üzerine katılan şirketçe komisyonlar düşülerek kendisine 26.885 TL kredi ödemesi yapıldığı, katılan şirketçe çekin vadesi geldiğinde tahsili için bankaya ibraz edildiği ancak çekin karşılığı olmadığından ve mahkeme kararıyla çekin ödenmemesi yönündeki tedbir nedeniyle çek karşılığı katılan şirketçe tahsil edilemediği, sanık …’nün suça konu çeki diğer sanık ile eylem birliği içinde sahte olarak düzenletip sanık …’a vermiş olduğu halde çekin ödenmemesi hususunda mahkemeden tedbir kararı alıp bilahare sonraki süreçte de imza itirazında bulunduğu, bu suretle suça konu çekin yetkilisi bulunduğu şirketçe ödenmemesi sağlandığı, her iki sanığın dolandırıcılık ve sahtecilik kastlarıyla eylem birliği ve iradesi içerisinde hareket ettikleri iddia edilen olayda;
Sanık …’ın diğer sanık …’yü tanıdığını, aralarında ticari ilişki olduğunu, kendisine bims ve asmoral sattığını, suça konu çeki kendisinden yanında çalışan Ahmet isimli elamanının aldığını açıklaması; diğer sanık …’nün ise …’ı tanımadığını, kendisiyle ticari ilişkisi olmadığını, … Şirketinde imzaya yetkili olsa da rahatsızlığı sebebi ile işlerin başında devamlı duramadığını, imzasına ihtiyaç oldukça diğer şirket çalışanlarının talebi üzerine imza attığını, suça konu çekteki şirket kaşesinin ne şekilde ele geçirilip kullanıldığını bilmediğini açıklaması karşısında; beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından; her iki şirket çalışanlarının kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek bilgi görgülerine başvurulmadan, ayrıca sanıkların yetkilisi oldukları her iki şirketin ticari ilişkilerinin ve suç konusu çekin düzenlenmesine dayanak teşkil eden hukuki işlemin tespiti açısından ilgili belge, ticari defter, fatura ve banka kayıtlarının alanında uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.