Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12008 E. 2012/33673 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12008
KARAR NO : 2012/33673
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanıkların …’dan … oto pazarına araç almak için gittikleri, orada … plakalı aracını satmak üzere bulunan katılan …’in yanına giderek “biz …’da besicilik yapıyoruz, köye gidip gelmek için acilen orta yollu bir araç bakıyoruz, senin aracın hoşumuza gitti, anlaşalım” demeleri üzerine yapılan pazarlık sonucunda 4500 TL’ye anlaştıkları, yanlarında para bulunmadığını söyleyerek paranın yarısını almak üzere hep birlikte …’a gittikleri, orada sanık …’in, babasının hazır olan araç parasını bir başkasına vermesi dolayısıyla, parayı daha sonra vereceklerini beyan ederek katılanlara 200 TL. kaparo verdiği, diğer sanık …’nin de katılan …’e 4000 TL’lik
senet vererek katılanları gönderdikleri, katılan …’in paranın ödenmesi konusunda sanıkları defalarca aramasına rağmen sanıklar tarafından sürekli oyalandığı, bu süre zarfında sanıkların, aracı haricen 3. kişiye sattıkları ve katılan …’e herhangi bir ödeme yapmadıkları, ayrıca sanık …’in benzer eylemlerinden dolayı başka dosyalarının da bulunduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların başlangıçtan itibaren, fikir ve eylem birliği içerisinde, satış bedelini ödememek üzere aracı katılan …’ten almak suretiyle hile ile kendilerine menfaat temin ettikleri anlaşıldığından, eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’ün adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde, hakkında hüküm tesis edilirken, 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.