YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19026
KARAR NO : 2013/18882
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz isteminin dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sapanca ve Adapazarı’nda, inşaat ve inşaat malzemeleri satışı, otomobil-emlak alım satımı alanlarında faaliyet gösteren …İnşaat Limited şirketinin yetkilisi olan sanık … ile adı geçen şirketin bünyesinde muhasebe işlerini yürüten … ve …’ın, diğer sanıkları, bu şirkette fiilen çalışmadıkları halde çalışıyormuş gibi göstererek menfaat sağladıkları gibi kamu kurumunu da zarara uğrattıkları, bu şekilde tüm sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat kararlarına yönelik katılan vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların savunmalarının aksine, yüklenen suçu işlediklerine ve SGK’dan haksız ve yersiz bir şekilde geçici iş görmezlik ödeneklerini aldıklarına dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihi olan 25.08.2004’ten temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
3-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Şirketin yetkilisi olan sanık …’ın savunmalarında şirket merkezi ile şubesinin yaşanan ticari sıkıntılar nedeniyle zaman zaman kapatıldığını, ancak şantiyede mevcut bulunan yerlerde faaliyetlerine devam ettiklerini beyan ederek inşaat faaliyetini yürüttüklerine ve bir kısım işleri bitirdiklerine ilişkin evrakları dosyaya sunmuş olması, diğer sanıkların savcılık ve mahkeme aşamalarındaki savunmalarında sanık …’nin işyerinde fiilen çalıştıklarını belirtmeleri, sanık Nejdet’in müfettiş baskısı altında verdiğini söylediği beyanlarını kabul etmemesi ve tüm dosya kapsamından bu sanıkların fiili çalışmalarının olduğunun anlaşılması yanısıra, adı geçen sanıkların sigorta primlerinin yatırılmış olması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının da bulunmaması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığı gibi, sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerine dair cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, beraatları yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, … müdafileri ile diğer sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.