Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20884 E. 2013/18888 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20884
KARAR NO : 2013/18888
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Olay günü, sanığın, kendisini … ismi ile tanıtıp, doktor olduğunu belirttikten sonra kendisine ait olduğunu söylediği … plakalı, 2001 model Passat marka aracı, katılan …’a, 30.500 TL para karşılığında sattığı, devir işlemlerini yapabilmesi amacıyla da, …1. Noterliği tarafından düzenlenen, 22306 yevmiye numaralı, 19.10.2005 tarihli olan ve aracın satımına ilişkin katılan …’ın yetkili kılındığı vekaletnameyi verdiği, aracın, söz konusu vekaletnameye istinaden katılan tarafından başka şahıslara satıldığı; ancak devir işlemlerini gerçekleştirmek üzere …Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne başvurulması üzerine; aracın şase numarasından yapılan sorgulamasında; 08.09.2005 tarihinde İstanbul ilinden çalınan ve … isimli şahsın üzerine tescilli olan … plakalı, 2001 model passat marka araç olduğunun tespit edildiği, aracın muhafaza altına alınarak gerçek sahibi olan … ‘ya teslim edildiği, bu şekilde, söz konusu araca çalındıktan sonra sahte plaka takıldığı ve … adında bir kişiye ait gösterilerek sahte ruhsat tanzim edildiği, … adına düzenlenen ve sahte olduğu tespit olunan sürücü belgesi ibraz edilmek suretiyle noterde satış yetkisini içeren sahte vekaletname oluşturulduğu, bu şekilde sahte olduğu anlaşılan belgelerle aracın, sanık tarafından katılana satıldığının iddia edildiği olayda; aşamalarda toplanan bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın bu şekilde gerçekleştirdiği sabit olan eylemlerinin, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın birden fazla sahte belge düzenlendiği ve bu belgelerden bir tanesi olan vekaletnamenin 5237 sayılı TCK’nın 204/3 maddesi kapsamında sayılan belgelerden olduğu dikkate alındığında; uygulama yapılırken; sanığa, 3 yıl hapis cezası verildikten sonra, 204/3 maddesi uyarınca yarı oranında arttırılarak 4 yıl 6 ay hapis cezası verilip, bu ceza üzerinden teselsül hükümleri uygulanarak cezadan dörtte bir oranında arttırım yapılmak suretiyle sonuç cezanın, 5 yıl 7 ay 15 gün olarak tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.