YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24438
KARAR NO : 2013/18894
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Çelik Limited şirketini işleten sanık …’ın, şirkette fiilen çalışmayan kız arkadaşı …’i şirkette çalışıyormuş gibi göstererek sigorta primini ödediği, bu şekilde sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek
kamu kurumunu zarara uğratmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık …’in savunmalarında, söz konusu şirkette 10 ay kadar çalıştığını, işleri evdeki bilgisayarından yürüttüğünü, maaşının düzenli olarak yatmaması üzerine işyerinden ayrıldığını belirtmesi, sanık …’ın da ifadelerinin bu yönde olması, sanık …’e ait bilgisayara el konularak yaptırılan incelemede 06.01.2009-17/01/2009, 16.05.2009-17.05.2009 tarihlerinde çeşitli firmalarla şirket adına yazışmaların yapıldığının tespit edilmesi, aynı şekilde tanıkların da beyanlarında, sanığın 2009 yılı Ocak-Haziran ayları arasında adı geçen şirkette çalıştığını belirtmeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.