YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19763
KARAR NO : 2013/18883
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; temyiz dışı … ile kardeşi …’ın, mağdurla iş kuracaklarını belirterek işyerinde yaklaşık 10 gün kalmak suretiyle mağdurun üzerinde güven oluşturduktan sonra Mağdur …’in, tanık… vasıtasıyla temin ettiği bir kamyon meşrubatın satılması konusunda aracılık yapabileceklerini, bu konuda tanıdıkları olan…’nin yardımcı olabileceğini söyledikleri, mağdurun kabul etmesi üzerine hep birlikte …’de buluştukları, sanık …’ın kendisini… olarak tanıttığı, pazarlığının yapılmasından sonra çek vermek istemesine rağmen mağdurun bunu kabul etmemesi üzerine malların tesliminden sonra peşin ödeme yapılması yönünde karara varıldığı, ardından …’ın bulduğu araca malların yüklenmesinden sonra, parayı getireceğini söyleyerek mağdurun yanından ayrıldığı, alıcı olan …’ın parayı İsmail …’a, onun da sanık …’a ödediği, …’ın söz konusu parayı mağdura vermeyip diğer sanık …’e verdiği, mağdurun şikâyeti üzerine soruşturma yapılırken sanıklardan …’un, kendi el yazılarını içeren mektup yanında … tarafından düzenlendiğini ifade ettiği 3 adet çeki şikayetçinin işyerine bıraktığı, şikayetçinin bu çekleri tahsil etmek için bankaya ibraz ettiğinde tamamen sahte olduklarının anlaşıldığı, bunun üzerine …’in bilinen adreslerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, daha sonra şikayetçi ile emniyet birimlerinin takibi sonucunda sanıklar … ve …’ın yakalandıkları anlaşıldığından, sanıklar … ve …’ın eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında tespit edilecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, temel adli para cezası miktarının doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesinden sonra, indirim ve artırımların bu meblağ üzerinden yapılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ile sanık …’in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.