Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21938 E. 2013/18874 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21938
KARAR NO : 2013/18874
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Sanığın müşteki …’un hesabından keşide edilmiş gibi gösterilen ancak tamamen sahte olarak tanzim edilen çeki yaptığı alış veriş karşılığında katılan …’ya verdiği, katılanın çeki yaptığı alışveriş karşılığında tanık …’a verdiği, tanık …’ın da yine çeki yaptığı alışveriş karşılığında katılan …’a verdiği, katılan …’in çeki süresinde bankaya ödenmesi için ibraz ettiğinde çekin sahte olduğunun anlaşıldığı ve sanığın böylece üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından öncelikle çekte bulunan diğer cirantalar … ve … isimli kişilerin açık kimlik bilgileri ve adreslerinin sıkı bir şekilde araştırılması, her ne kadar sanık tarafından fatura karşılığında …’ya satış yapıldığı iddia edilse de bu durumun kontrolü bakımından bu faturanın karşılığının …’da ve ya şirketinde bulunup bulunmadığının araştırılması ve bu yönde çapraz karşılaştırma yapılması ve bu konuda …’nın tanık olarak dinlenilmesi, çekteki yazı ve imzaların kime ait olduğunun tespit edilmesi için çekte ismi geçen şahısların usulüne uygun olarak yazı ve imza örneklerinin aldırılması, bütün delillerin toplanmasından sonra temin edilen fatura, irsaliye ve ödemeye ilişkin belgeler ile diğer kayıtların bilirkişiye tevdi sağlanarak sanık ve cirantaların yaptıkları alışverişlerin gerçekte olup olmadığı, faturaların usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği hususunda bilirkişi raporu alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.