YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18664
KARAR NO : 2013/19161
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma), resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Kamyon şoförü olan sanık …’ın, beraat eden ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık …’a kendisini “…” olarak tanıttığı, sanık … adına kayıtlı … plaka sayılı kamyonla Gaziantep ilinden yük birlikte alıp İzmir’e geldikleri, beraat eden sanık …’ın kamyonunu sanık …’a bırakarak akrabalarını ziyaret için gittiği, sanık …’ın ise kamyonun plakasını sökerek bir başka kamyona ait ve orjinal olan …sayılı plakaları takarak şikayetçi …’in araç kontrol elemanı olarak da çalıştığı … Lojistik Dağıtım Depolama Taşımacılık ve Tic A.Ş.’ye giderek yük almak istediği, kendisini yine “…” olarak tanıttığı ve üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve …’e ait kimlik bilgilerine göre tümden sahte olarak düzenlenmiş sürücü belgesi, motorlu araç tescil belgesi, araç muayenesi sahte olarak yapılmış motorlu araç trafik belgesi ve yine tümden sahte olarak yapılmış trafik sigorta poliçesi ile taşıt kartını verdiği, şikayetçi …’in suça konu kamyonun şasi ve motor seri numaralarını karşılaştırdığında ruhsatın sahte olduğunu anladığı, bunun üzerine sanık …’ın kamyonla birlikte diğer belgeleri de bırakarak kaçtığı ve sanığın bu şekilde dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma), resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarını işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amirliği’nin maddi varlıklarından sayılan sahte sürücü belgesi, yine sahte motorlu araç tescil ve trafik belgelerinin kullanılması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son madde hükmü uyarınca sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın gözetilmesine,04.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.