YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18819
KARAR NO : 2013/19238
KARAR TARİHİ : 05.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, … Posta İşletme Merkez Müdürlüğünde memur olarak görev yaptığı, kızı olan …’nun sigortalı olarak 1.4.2005 tarihinde işe girip 10.10.2007 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalışmış olmasına rağmen, SSK’nın sağlık hizmetlerinden yararlanması gerektiği halde sanığın bu dönemde katılan kuruma verdiği tedavi yardım beyannamelerinde kızını tedavi hizmetlerinden yararlanacak olan aile fertleri arasında göstererek PTT sağlık hizmetlerinden faydalandırmak suretiyle katılan kurumu yasal faiziyle birlikte 208,94 TL zarara uğrattığının iddia edildiği olayda, sanığın ve kızının ayrı ayrı sosyal güvenlik kurumlarına tabi ise de, kızının da sosyal güvenceden istifade etme hakkının bulunduğu, sehven babasının mensup bulunduğu kurumda tedavi olduğu, devletin tüm vatandaşlarına sosyal güvence sağlaması gerektiği, devletin de herhangi bir zararının bulunmadığı gibi sanığın suç kastının olmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.