Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18915 E. 2013/19244 K. 05.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18915
KARAR NO : 2013/19244
KARAR TARİHİ : 05.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların birlikte Ulusal Hukuk Haberleri adlı göstermelik bir gazete çıkardıkları, daha sonra Hakimler
Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile Cumhuriyet savcılığı görevinden ihraç edilen sanık …’nun özellikle taşrada bulunan belediye, kamu iktisadi kuruluşu, sendika ve özel sektör iş yerlerini telefon ile arayarak görüştüğü kişilere kendisini İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak tanıttığı, akabinde ceza kanunları içeren bir kitap çıkardıklarını ve yine Ulusal Hukuk Haberleri Gazetesini yayınladıklarını, 400 TL verilmesi halinde ceza kanunlarını göndereceklerini ve gazeteye abone yapacaklarını söylediği, sanıkların bu çerçevede katılan ve mağdurlar ile irtibata geçerek normalde piyasa değeri 20 – 28 TL civarında olan ceza kanunları kitabını 400 TL’ye satıp daha önceden adı geçen gazetenin sahibi olan sanık …’nin çeşitli bankalara açtırdığı hesaplara havale edilmesini sağladıkları, bu şekilde sanıkların birlikte hareket ederek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kurumunun adını kullanıp hileli hareketler ile menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda, kamu kurumunun araç olarak kullanılabilmesi için kuruma ait kayıt, belge ve maddi varlıkların kullanılması gerektiği oysa somut olayda gönderilen eşyaların kitaplar ve gazete olduğu, ismin kullanılmasının yeterli olmayacağı, bu nedenle eylemin nitelikli dolandırıcılık olarak vasıflandırılmasının yerinde olmadığı, basit dolandırıcılık yönünden bakıldığında da olayın gazete aboneliği teklifi niteliğinde olduğu, sanık …’nun kendi kartvizitini de kitap arasına koyduğu, ayrıca bu kişinin gazetede görevli olduğuna dair bilginin de gazetede yer aldığı, söylendiği iddia edilen yalanın basit bir araştırma ile ortaya çıkmasının mümkün olduğu, oysa suç boyutuna varması için bu yalanın ustaca sergilenmesi mağdurun hareket ve denetleme imkanını ortadan kaldırması gerektiği,somut olayda kitap ve gazetenin gönderildiği, isteyen mağdurun abone olmama imkanının bulunduğu ayrıca gönderen kişilerinde Cumhuriyet savcısı veya başka bir kamu görevlisi olup olmadığının inceleme imkanlarının sanıklar tarafından yok edilmediği ve bir kısım mağdurlarında esasen bu durumu tespit ettikleri, buna rağmen kitap ve gazete aldıkları, dolandırıcılık sayılabilecek hilenin söz konusu olmadığı, denetleme imkanının kaldırılmamış olduğu, aksine abonelik için bir sürenin verilmiş olduğu, abone olmama ve alınan eşyaların aynen iadesininde imkan dahilinde olduğu gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,o yer Cumhuriyet Başsavcı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.12.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.