Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23989 E. 2013/6985 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23989
KARAR NO : 2013/6985
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Sanık … ve kimliği tespit edilemeyen arkadaşlarının, yol üzerinde bul karayı al parayı oyunu oynattıkları, oradan geçen müşteki …’a sen de bu oyunu oyna deyip, müştekiye para bastırarak oyun oynatıyormuş gibi kaybettin diyerek müştekiyi kandırıp, 400 TL parasını alıp kaçtıkları, müştekinin peşlerinden gittiği ve sanığı yakaladığı olayda; sanığa atılı eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan
kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mahkemenin sanık hakkında temel cezayı 1 yıl hapis ve 20 tam gün adli para cezası olarak hükmedip, yasal indirim ve artırıma yer olmadığına karar verdikten sonra yasal dayanağı olmaksızın sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis ve 600 TL para cezasına hükmetmek suretiyle çelişki oluşturması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 20 gün olarak tayin edilmesi,
3- Sanığın adli sicil kaydına konu hangi ilamın tekerrüre esas alındığının karar yerinde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.