YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14800
KARAR NO : 2021/12978
KARAR TARİHİ : 27.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar … tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; “Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı, böyle bir ara kararına ve ihtar tebliğine dayanılarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı taktirde şimdiki gibi hüküm kurulması, keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 149 ada 3, 227 ada 18, 146 ada 4, 153 ada 3 parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile 1/5 payının davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan pay miktarının tespit gibi tesciline, çekişmeli 144 ada 7 parselin 09.08.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 182,51 metrekarelik kısmının ifraz edilip birliğin son parsel numarası verilerek 1/5 payının davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan pay miktarının tespit gibi tesciline, ifraz işleminden sonra parselin kalan kısmının tespit gibi tesciline, çekişmeli 219 ada 37, 144 ada 28, 30, 227 ada 2, 121 ada 36, 219 ada 7, 8, 114 ada 2, 113 ada 4, 121 ada 4, 5, 8, 15, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 48, 186 ada 22, 148 ada 1, 227 ada 20, 151 ada 6, 227 ada 19, 153 ada 2, 227 ada 17, 185 ada 9, 156 ada 1 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ve davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı … vekilinin, çekişmeli 144 ada 28, 30, 121 ada 36, 219 ada 37 ve 227 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve anılan taşınmazların tarafların kök murisi …’den gelmediğinin dosya kapsamı itibariyle anlaşılmış olmasına göre, davacı … vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. Davacı … vekilinin, dava konusu 113 ada 4, 114 ada 2, 121 ada 4, 5, 8, 15, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 48, 144 ada 7, 148 ada 1, 151 ada 6, 153 ada 2, 185 ada 9, 186 ada 22, 219 ada 7, 8, 227 ada 17, 19, 20 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları ile davalı … ve müşterekleri vekilinin 144 ada 7, 146 ada 4, 149 ada 3, 153 ada 3, 227 ada 18 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu taşınmazların kök muris … ’den geldiği ancak taşınmazların tespit maliklerine hibe edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı …, dava konusu taşınmazların babası …’ den geldiğini ve …’ün terekesinin taksim edilmediğini ileri sürmüş; davalılar ise kök muris …’ün sağlığında, bir kısım taşınmazların davalılara hibe edilerek zilyetliğin devredildiğini, bir kısım taşınmazların ise noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle hibe edildiğini savunmuşlardır. Mahkemenin anılan parsellerin kök muris …’den geldiğine ilişkin kabulü yerinde olup uyuşmazlık, taşınmazların davalılara hibe edilip edilmediği, taşınmazların noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Şu halde, hibenin varlığını ispat yükü davalı tarafa ait olup, taşınmazların muris tarafından hibe edildiğini ve taşınmazların noter senedi kapsamında kaldığını davalı tarafın ispat etmesi gerekir. Ne var ki Mahkemece bu yönde yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların kök muris … tarafından davalılara hibe edilip edilmediği hususu sorulup saptanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi … tarafından davalılara hibe edilip edilmediği, dava konusu taşınmazların 29.01.2003 tarihli sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı, çekişmeli taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki sebeple tasarruf edildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişki gerektiğinde yüzleşme yapılarak giderilmeye çalışılmalı ve çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Davacı … vekilinin, çekişmeli 156 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu taşınmazın kök muristen geldiği ve taşınmazın muris tarafından kızlarına hibe edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında aleni yargılanma ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkı da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama süresini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek, kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete olan güveni korumaktır. Aleni yargılama prensibi ile hukuki dinlenilme hakkı, duruşmaların açık yapılması kadar hükmün açık duruşmada tefhimini ve kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasamızın 141, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 ve 28. maddelerinde bu hususlara işaret edilmektedir. 1086 sayılı Kanun’un 388. ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. ve 298. maddeleri kararın gerekçeli olmasını zorunlu kılmaktadır. Anılan maddeler uyarınca gerekçe, “iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermelidir. Başka bir deyişle gerekçe; hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının, tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunludur. Açık duruşmada tefhim olunan hüküm fıkrasında varılan sonucun nedenlerini açıklamayan ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, gerekçenin farklı bir sonuca ilişkin bulunması da aleni yargılama prensibi ve hukuki dinlenilme hakkıyla doğrudan çelişmektedir.
Somut olayda; Mahkemece, temyiz incelemesine konu kararın gerekçe bölümünde taşınmazın kök muris …’den geldiği ve taşınmazın 1/2 hissesi üzerinde miras payı oranında hakkının bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği açıklandığı halde, hüküm fıkrasında davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu haliyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin çekişmeli 144 ada 28, 30, 121 ada 36, 219 ada 37 ve 227 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmü yönelen temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün 144 ada 28, 30, 121 ada 36, 219 ada 37 ve 227 ada 2 parseller yönünden ONANMASINA, yukarıda (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin çekişmeli 113 ada 4, 114 ada 2, 121 ada 4, 5, 8, 15, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 48, 144 ada 7, 148 ada 1, 151 ada 6, 153 ada 2, 185 ada 9, 186 ada 22, 219 ada 7, 8, 227 ada 17, 19, 20 ve 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmü yönelik, davalı … ve müşterekleri vekilinin ise çekişmeli 144 ada 7, 146 ada 4, 149 ada 3, 153 ada 3, 227 ada 18 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün anılan parseller yönünden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3) numaralı bend yönünden bozma nedenine göre hükmü temyiz eden davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.