YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22871
KARAR NO : 2013/6554
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Denizli Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan vekili sıfatıyla Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2005 tarihli ilamına dayanarak Denizli 5. İcra Müdürlüğünün 2005/4546 sayılı icra dosyası üzerinden yürüttüğü ilamlı takipte 2.420 TL vekalet ücreti ile 410 TL masraf aldığı halde, tahsil ettiği 31.556 TL’nin 21.800 TL’sini katılana verdiği, bakiye kalan miktarı ise uhdesinde tuttuğu ve bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunan somut olayda;
Sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanığın, katılanla söz konusu davalara ilişkin 13.05.2000 ve 06.06.2000 tarihli “vekalet ilişkisi ve avukatlık ücret sözleşmesi” imzaladığını, tahsil ettiği paralardan bu sözleşmeler ve Avukatlık Kanunu uyarınca alacak olduğu vekalet ücretlerini, ayrıca kendisi tarafından ödenen tahsil harcı ve davalı vekiline ödenen vekalet ücretini mahsup ettiğini ileri sürmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanığın katılan ve
çocukları adına takip ettiği dava ve takiplerden dolayı ne kadar alacağı olduğu ve ne kadar ödemede bulunduğu tespit edildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmaya dayanarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
3-5237 Sayılı Kanunun 50/3. maddesi gereğince, fiili işledikleri tarihte 65 yaşını bitirmiş olan sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu seplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.