YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5709
KARAR NO : 2013/5834
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar verme, Basit kasten yaralama, Sair tehdit
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … ve katılanlar arasında kiralanan işyerinin boşaltılmaması nedeniyle husumet oluştuğu, sanık …’in yanına diğer sanıkları da alarak, katılanların işyerine gelip tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu, katılanları basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, sanık …’in, katılan …’a sair bir kötülük yapacağından bahisle tehditte bulunduğu ve katılanlara karşı sinkaflı şekilde alenen hakaret ettiği, aynı sanığın işyerindeki eşyalara zarar verdiği, böylece sanık …’in Mala zarar verme, katılanlara karşı ayrı ayrı iki kez basit kasten yaralama, katılanlara karşı zincirleme hakaret, katılan …’a karşı sair tehdit suçunu, diğer sanıkların da katılanlara karşı ayrı ayrı iki kez basit kasten yaralama suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık …’in,Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararı ile katılanlara karşı basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazları ile Katılan …’ın; … ve … hakkında katılana karşı basit kasten yaralama suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık …’in temyiz itirazları açısından; hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükümlerin 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizinin mümkün olmadığı; katılan …’ın temyiz itirazları açısından; katılanın yüzüne karşı verilen 14/04/2010 tarihli karara karşı katılanın, 14/06/2010 tarihinde yasal süresi geçtikten sonra temyiz inceleme başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla, sanık … ve Katılanın bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan …’ın, … ve … hakkında katılana karşı basit kasten yaralama suçundan verilen beraat kararı ile, sanık … hakkında, sair tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Suçların işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında katılanlara karşı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suçun işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Temel cezadan sonra zincirleme suç nedeniyle arttırım yapıldıktan sonra diğer arttırım ve indirimlerin yapılması gerektiği dikkate alınarak, sanık hakkında hakaret suçundan TCK’nın 125/1.maddesi gereğince temel ceza 90 gün olarak belirlendikten sonra, aynı yasanın 43.maddesi gereğince cezasının 1/4 oranında arttırılarak, sanığın 112 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 125/4.maddesi gereğince cezasının 1/6 oranında arttırılarak 130 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 62.maddesi gereğince cezasının 1/6 oranında indirilerek netice olarak 108 gün karşılığı, aynı yasanın 52/2.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilmek suretiyle 2.160.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 61/5.maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle 2.180.00 TL olarak sanığa fazla ceza tayini,
b-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda katılanın tazminat talebi olmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa yüklenen hakaret suçundan … herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek, silinme koşulları oluşan sabıkadan başka adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “zararın karşılanmadığı ve koşullarının oluşmadığı” biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.