YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19921
KARAR NO : 2013/19043
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır,
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Sanıklardan …,adına kayıtlı … numaralı telefondan katılan … yayıncılık şirketini aradığı, şirket çalışanı …’e Batman’daki …kırtasiyenin sahibi … olduğunu söyleyerek kırtasiye malzemesi siparişi verdiği ve suça konu sahte çeki gönderdiği, sipariş verilen malzelemeler katılan şirket tarafından …kargo aracılığıyla kısım kısım Batman’a gönderildiği, kırtasiye malzemelerinin bir bölümü kargo şirketi tarafından sanıklar … ve …’a teslim edildiği, teslim fişlerini de sanık …’in imzaladığı, bu malzemelerden bir bölümüde kargo araçları ile sanıkların gösterdiği sanıklara ait… Kırtasiye’ye ait depoya teslim edildiği,katılan şirketin …kırtasiyeyi işleten … ile irtibat kurması üzerine …kırtasiyenin katılan şirketten hiçbir mal sipariş etmediğinin ortaya çıktığı, … kırtasiyenin sanık … tarafından kiralanmış olan deposunda yapılan aramada katılan şirket tarafından …kırtasiye adına gönderilmiş 165 top fotokopi kağıdı ile 400 adet karton dosyanın ele geçirildiğinin iddia edildiği somut olayda;Sanık …’un,… Kırtasiye’ye önceden tanımadığı, adını da bilmediği bir şahsın geldiğini, adının sonradan… olduğunu öğrendiğini, ancak soyadını bilmediğini, bu şahsın kırtasiye açmak istediğini, kendisine yardımcı olup olamayacağını sorduğunu, Bu işlerden anladığı için yardımcı olabileceğini söylediğini, daha sonra da elinde kırtasiye malzemeleri olduğunu ve kendilerine verebileceğini söylediğini. ağabeyi sanık …’un kendisi ile pazarlık yaptığını ve bu malları almayı kabul ettiğini, çünkü İstanbul’dan Güneydoğu Anadolu’ya şirketlerin mal göndermek istemediklerini, bu nedenle hazır kırtasiye malzemesini bulduklarından bu teklifi kabul ettiklerini, bir süre sonra …’nin telefon ile kendilerini arayarak malın geldiğini söylediğini, kardeşi … ve arkadaşı …’ın …kargoya giderek söz konusu malzemelerin bir bölümünü buradan aldıklarını, aldıkları mallar karşılığında fatura düzenlendiğini, daha sonra da bu malzemelerin karşılığını nakit olarak bu şahsa ödediklerini beyan ederek, suça konu çekin keşidecisi olan şirket yarafından düzenlenen 09.07.2005 ve 27.08.2005 tarihli faturaları sunması, diğer sanıklarında aynı beyanlarda bulunmaları karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;suça konu çekin keşidecisi …Müzik İnşaat Harfiyat Nak. Pet. Or. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin ortakları olan … ve … …’ın tanık olarak dinlenilmeleri ile sanıkların savunmalarının sorulması,sanık …’un sunduğu 09.07.2005 ve 27.08.2005 tarihli faturaların …Müzik İnşaat Harfiyat Nak. Pet. Or.Ür. San. ve Tic. Ltd.şti’ne ait olup olmadıkları konusunda yine faturalardaki ve suça konu çek üzerindeki imzaların adı geçen şirketin ortağı olan … …’a ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,… ve … … ile sanıkların mahkemede yüzleştirilerek, malzemeleri kendilerine satan kişiler olup olmadıklarının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde adı geçen kişilerin teşhise elverişli önden ve yandan yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek sanıklara kesin teşhislerinin sağlanıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup katılanlar vekili ile sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.