YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20140
KARAR NO : 2013/18901
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nun, 01.04.2005 tarihinde katılan … ile yapmış olduğu adi satış sözleşmesiyle evini 30.000 TL karşılığında katılana devrettiği, 20.05.2005 tarihinde de aynı yere ilişkin diğer sanık … ile adi satış sözleşmesi imzaladığı, ardından sanık …’in, sözleşmenin fotokopi örneği üzerindeki tarihi 20.05.2002 olarak değiştirerek Kadirli Sulh Hukuk Mahkemesi’ne zilyetliğin korunması ve meni müdahale davası açtığı, bu davada davalı olan sanık …’nun, vekili aracılığıyla vermiş olduğu cevap dilekçesinde, sözleşme tarihini kabul ederek dava konusu gayrimenkulün davacı sanık …’a ait olduğunu beyan ettiği, bu kabul nedeniyle açılan davanın sanık … lehine sonuçlandığı, bu şekilde sanıkların birlikte hareket ederek sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sözleşme tarihinin değiştirilmesinden sonra, bu belgeye istinaden dava açılması ve davanın sanık … tarafından vekili aracılığıyla kabul edilmesinin menfaatin temininden sonra gerçekleşmesi, katılanın gayrimenkulü satın alma iradesinin, hileli davranış sunucu yanılgıya düşürülmemesi, taşınmazın katılana satılmasından önce bu şekilde bir hileye başvuracakları yönünde delilin bulunmaması, sanıklar arasındaki sözleşmenin fotokopi oluşu, orijinal belgede daktilo ile yazılı tarih kısmının kalemle değiştirilerek, bu değişiklik yapıldıktan sonra tekrar fotokopisinin çekilmiş olması, belge metnindeki satış bedelinin 2002 yılında tedavülde bulunmayan YTL cinsinden gösterilmesi, yine aynı belgede 2004 model Doblo marka aracın teminat olarak gösterilmiş olması karşısında düzenlenen belgenin sahteliğinin ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte olması nedeniyle aldatıcılık unsurunu taşımaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.