YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18694
KARAR NO : 2013/2416
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıkların müşteki … keşideli iki adet 20.08.2006 ve 20.09.2006 keşide tarihli hesap numarası aynı olan sahte çek kullanmaları nedeniyle zincirleme şekilde işledikleri resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık …’ın müştekiler … ve …’e karşı işlediği zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; maddi sıkıntı yaşayan sanık …’ın diğer sanık …’den yardım istediği sanıkların aralarında piyasaya sahte çek sürerek mal almı ve satımı konusunda anlaştıkları sahte çekleri … temin ederek …’a verdiği …ın da bu sahte çeklerle müşteki …dan farklı zamanlarda terlik aldığı, aynı şekilde diğer müşteki …den de farklı zamanlarda boya malzemeleri aldığı şeklinde gelişen eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında zincirleme şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken temel ceza olarak tayin edilen hapis cezalarında 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi gereği ¼ arttırım yapılırken para cezalarında arttırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sanıklar müdafiilerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19. maddesi ile değişik TCK’nın 158/1. fıkrasına eklenen “… Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61. maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle adli para cezasının tayini, ayrıca müşteki …’a karşı işlenen dolandırıcılık suçunda elde edilen menfaatin toplam bedeli 20.170 TL olması ve hapis cezasının alt sınır olan 3 yıldan tayin edilmesi karşısında para cezasının 65.000 TL olarak tayini,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 2-a bendinde yer alan 30.000 TL para cezası ibaresinin çıkarılarak yerine “1500 gün adli para cezası sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 62/2 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 1250 gün adli para cezası 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” hükmün 2-b bendinde yer alan 65.000 TL para cezası ibaresinin çıkarılarak yerine haksız menfaatin iki katı gözetilerek 2017 gün adli para cezası sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 62/2 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 1680 gün adli para cezası 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 33.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanıkların müştekiler …, …dan ve … keşideli üç adet sahte çek keşide etmeleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereğince, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.